X-Men: Apocalypse

x-men-apocalypse-wallpaper-wide-awesome

Gişe canavarlarının teker teker sıraya girdiği, süper kahramanların perdeden inmediği bu güzelim aylarda gözlerin çevrildiği X-Men: Apocalypse’e ben de koşa koşa gittim. First Class ve Days of Future Past’le gönüllerde tekrar taht kuran X-Men serisinin yeni filmi için bir beklenti oluşturmamak elbette zor. Üstelik Apocalypse gibi güçlü bir karakterin damdan düşer gibi düşmesi ve aylarca yapılan pazarlamalar bir heyecan dalgası yarattı. Serinin üçüncü filmi maalesef yurtdışında tabiri caizse yere çakıldı. Söylendiği gibi hiç kötü olmadığını söylemekle birlikte, ilk iki filmin aşağısında kaldığını da inkar edemeyiz. Bazı ekşi taraflarına rağmen ben keyifle seyrettim ve tadını çıkardım.

Days of Future Past’ten sonra bir barış dönemi gelmiştir ve kahramanlarımız köşelerine çekilmişlerdir. Fakat talihsiz bir olayla birlikte ilk mutant olduğu düşünülen Apocalypse tekrar dirilmiştir. Bu hassas dengeyi yerle bir etmeye hazırlanan Apocalypse müritlerini toplamaya başlar. Dolayısıyla Charles, Erik ve Raven bir kez daha bir sınavın eşiğindedir. X-Men: Apocalypse’in bir diğer önemli özelliği Jean, Scott, Storm ve Nightcrawler gibi sevilen karakterlerin toy hallerine değinmesi. Filmle ilgili en büyük rahatsızlığım görsel efekt konusunda oldu. Yanılmıyorsam ilk kez bir X-Men filminde bu kadar yapaylığın dibine vurduk. (Wolverine’in bireysel filmlerini anımsamıyorum. Neyse onları filmden saymıyorduk değil mi?) Bazı kısımlarda oldukça göz devirmelikti. Tamam konu gereği biraz daha işleri zordu ama savruk bir tavır hissettim. Bir başka mesele ise Apocalypse karakterini yeterince iyi bulmadım. Biraz yazım kısmında bir problem olduğunu düşünmekle birlikte Oscar Isaac’in yorumunun biraz havada kaldığını düşünüyorum. Ayrıca birçok karakterin olaya dahil olmasıyla birlikte ana karakterler biraz daha geri planda kalabiliyor. Film içerisindeki ufak çaplı hikayelerden en iyisi yine Erik’e aitti. Yine insanoğlunun gazabıyla Erik’in Magneto’ya dönüşümüne tanık oluyoruz. Michael Fassbender bu duygusal travmayı gayet iyi yakalıyor ve güzel bir oyunculuğa imza atıyor. Ayrıca Quicksilver’ın da hikaye için ne güzel bir karaktere haline geldiğini söylemek zorundayım. Days of Future Past’le çok güzel bir sinerji yakalamıştı ve burada hiç hız kaybetmeden devam ediyor. Filmin en sevdiğim sahnesi de kendisine ait.

Uzun lafın kısası X-Men: Apocalypse keyifli bir seyirlik. İlgiyle izleyebiliyorsunuz. Fakat First Class ve Days of Future Past kadar da özenli bir iş beklemeyin.

3.0 Stars

 

Yazıyı Paylaş