Tüm Zamanların En İyi 20 Bilim Kurgu Filmi

Yeni bir özel dosya ile tekrar birlikteyiz. Uzun bir süre aklımda olan ve uzun bir süre üzerinde çalıştığım bir dosyaydı. Açıkçası pek çok değişimden geçti. Dosyanın son hali belki çoğu kişiyi memnun etmeyecektir. Fakat elimden geldiğince samimi bir dosya ortaya çıkarmaya çalıştım.  Umarım keyifle okursunuz. Ayrıca memnuniyetiniz ve itirazlarınızı gönül rahatlığıyla yazabilirsiniz.

 

1. 2001: A Space Odyssey (1968)

1

Bilim-kurgu sineması için şüphesiz ki 2001: A Space Odyssey bir zirve noktasıdır. Darwin’in evrim teorisiyle başlayan film insanoğlunun uzay macerasının sonsuz derinliklerine doğru yol alıyor. Stanley Kubrick’in akıl almaz dehasının ürünü olan 2001: Bir Uzay Macerası türün birçok filmine ilham kaynağı olmuştur. Sinema tarihinin başına gelen en iyi şeylerden biri olan 2001: A Space Odyssey, hala üzerinde defalarca tartışılabilen ve yeni bir şeyler keşfettiren bir başyapıttır.

 

2. Metropolis (1927)

2

Metropolis ile sınıflar arası katmanlara değinen Fritz Lang, zamanında birçok politik krizlere sebebiyet vermiştir. Kapitalizm üzerine büyük eleştiriler sunan Metropolis, günümüzde hala evrenselliğini korumaktadır. Özellikle döneminin ilerisinde olan bu film, bilim-kurgu türünün temellerinin atılmasında büyük bir rol oynamıştır.

 

3. Stalker (1979)

3

Stalker, Andrey Tarkovsky’nin kendi usullerince işlediği bir bilim-kurgu harikasıdır. Lakin yönetmenlik koltuğunda Tarkovsky olunca türle ilgili birçok ezberi unutmamız gerekiyor. Tarkovsky bu kez üzerinde kafa yormayı sevdiği insanoğlu doğasını bilim-kurgu ile sentezliyor. Filmi sindirebilmek ise büyük ustad ile aranızdaki bağa kalıyor.

 

4. Children of Men (2006)

4

Post-apokaliptik bir dünyada oldukça realist bir tavır takınan Alfonso Cuarón adeta Children of Men ile kara bulutları üzerimize çökertiyor. Hiç aksamayan senaryosu, hayranlık uyandıran görüntü işçiliği ve içimize işleyen müzikleriyle kanımca 2000’ler sinemasının en değerli yapıtlarından biri. Children of Men’i böyle iddialı bir yere konumlamam çoğu kişide deprem etkisi yaratabilir. Fakat izlediğim ilk günden itibaren bendeki etkisi çığ gibi büyüyen bu başyapıtın zamanla daha da önemli bir konuma geleceğine dair inancım sonsuz.

 

5. A Clockwork Orange (1971)

5

Stanley Kubrick’in toplum ve sistem eleştirisinde bulunduğu A Clockwork Orange gün geçtikçe değerini koruyan hazinelerden birisidir. Alex’in başta bir suç makinesi olması ve daha sonradan suçluları arındırma programı altında bir kobaya dönüştürülmesini konu alıyor.

 

6. Alien (1979)

6

Ridley Scott’ın erken dönemlerine denk gelen Alien tür sineması adına önemli bir yerde duruyor. Devam filmlerinin gelmesini bir kenara bırakın, Alien başlı başına sinema içinde bir sektör oluşturmuştur. Pek çok filme ilham kaynağı olmakla beraber zamanında sayısız çakmalarının türediği görülmüştür.

 

7. Solyaris (1972)

7

Kimilerine göre Andrey Tarkovsky’nin Stanley Kubrick’in 2001: A Space Odyssey filmine verdiği cevap sayılan ve Stanislaw Lem eserinden uyarlanan Solyaris, insanoğlunun uzaya çıkış macerasını konu alıyor. Lakin karısıyla ilgili sorunlar yaşamış olan Kris Kelvin bu sorunlarını beraberinde götürerek zorlu bir psikolojik süreç başlatıyor.

 

8. Blade Runner (1982)

8

Geçtiğimiz günlerde filmin başına tekrar oturmasaydım Blade Runner sıralamada daha üst basamaklarda duracaktı. İtiraf etmeliyim ki yıllar önce izlediğimde daha çok etkilenmiştim. Yine de filmin çok derin mesajlarına ve klişelere kafa tutan tarafına hayran olmamak elde değil. Sırf final sahnesi bile defalarca izlenilmeyi hakkediyor.

 

9. Brazil (1985)

9

Geoff Muldaur’un girişteki Brazil parçası bile filmle iç içe girmemizi sağlayan nedenlerden sadece bir tanesi. Brazil, Terry Gilliam’ın ustalık eserlerinden biri. Distopik bir evrende geçen film haliyle pek sivri dilli. Fakat en önemlisi bir final sahnesi var ki midelerimize resmen yumruk indiriyor.

 

10. Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

10

2000’li yılların en güzel işlerinden biri olan Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Joel Barish’in aşk acısı nedeniyle beynindeki bazı anıları silmek istemesini konu alıyor. Tabii ki Barish’in zihninin derinliklerine inildiğinde ise bambaşka bir dünyanın kapıları aralanıyor. Ve biz de Barish’in zihninde yeni keşiflerde bulunuyoruz.

 

11. Terminator 2: Judgment Day (1991)

11

Çocukluk çağımızda bünyemize en çok tesir eden filmlerden biri olan Terminator 2: Judgment Day, James Cameron’ın en verimli dönemlerinden çıkma bir eser. Bir an olsun dinmeyen heyecanının, aksiyonunun yanında T-1000 karakterinin üzerimizde yarattığı gerilim unutulacak cinsten değil.

 

12. Back to the Future (1985)

544545

80’lerin efsane çocuğu Marty McFly ve çılgın profesörünün peşinden milyonlar sürüklendi. Michael J. Fox’un Johnny B. Goode performansını kim unutabilir ki? Her dakikasında bizi heyecanlandıran ve eğlendiren bir dinamiğe sahip olan Back to the Future çoğu kişinin en özel anılarından biridir.

 

13. E.T. the Extra-Terrestrial (1982)

13

Yine çocukluğumuzun vazgeçilmezlerinden olan E.T. ile çoğumuzun duygusal bir bağı vardır. Steven Spielberg’ün uzaylı dostlarımız senfonisiyle pek çoğumuzun içine aşıladığı sevginin kıvılcımlarını hala hissediyoruz. İnsan olmanın getirdiği fakat bir türlü beceremediğimiz duygular üzerine her daim düşünmemizi sağlayacak bir yapım.

 

14. The Matrix (1999)

14

Milenyuma bir adım kala hayatımıza giren Matrix filmi büyükten küçüğe bir şekilde herkese kendini beğendirdi. Uzun süre hafızalarda yerini koruyan ve korumakta olan filmin devam filmleri ne yazık ki beklenenin altında oldu. Fakat bilim kurgu türü ne zaman yad edilse kıyısından köşesinden Matrix filmi kendine yer buluyor.

 

15. Dr. Jekyll and Mr. Hyde (1931)

Dr.-Jekyll-and-Mr.-Hyde-Hyde-kills-March-shadow

Saygın bir doktor olan Fredric March, bir gün kendi üzerinde deney yaparak yeni bir kapı aralamıştır. Bu da Mr. Hyde’a dönüşebilmesidir. Yalnız Mr. Hyde zamanla bir lütuftan çok bir azap oluyor. Dr. Jekyll bir yapıcı konumundayken Mr. Hyde aksi yönde yıkıcı bir roldedir. Bu zıtlıklar üzerine kurulu film, dönemin zihniyetine de göz kırpıyor.

 

16. Fahrenheit 451 (1966)

16

Distopik bir geleceği işleyen François Truffaut’un bu önemli filmi, kitapların yok edildiği bir evren inşa ediyor. Baskıların, sindirilmenin ve ayrıksı düşünenlerin bir cadı avına maruz kaldığı Fahrenheit 451, yıllandıkça daha da değerleniyor. Velhasıl, Fransız sinemasının önemli yönetmenlerinden François Truffaut, girdiği bilim-kurgu türünde de alnının akıyla çıkıyor.

 

17. Star Wars: Episode V – The Empire Strikes Back (1980)

the-empire-strikes-back-luke-skywalker-and-yoda

Her ne kadar George Lucas finansal açıdan Star Wars’a yaklaşarak bu evrenden soğumamıza neden olsa da böyle bir listede Star Wars filmlerini görmezden gelemeyiz. Haliyle ilk üçlemeden alacağımız bir film The Empire Strikes Back oluyor. Her açıdan bir keşif filmi olan beşinci bölüm seriyle ilgili çok önemli detaylar içeriyor.

 

18. WALL·E (2008)

18

2000’lerin yine kıymetli işlerinden biri olan WALL·E dosyamızda bulunan pek çok film gibi distopik bir evren yaratıyor. İnsanoğlunun tahrip ettiği ve terk ettiği dünyada bir başına kalan robot WALL·E insanlığın yeniden inşa edilmesine ön ayak oluyor. Son derece zeki ve mizahi kokan senaryosuyla WALL·E gönlümüzü çelmesini biliyor.

 

19. Videodrome (1983)

19

Şu sıralar yeni filmi Maps to the Stars ile gündeme gelen David Cronenberg’in sinemasında bir hayli yön değiştirdiği malumunuz. Bir zamanlar ustadı olduğu body horror türünün mahsullerinden olan Videodrome, ustadın en değerli işlerinden biri. Şiddet ve sadizmin doruklarda olduğu filmde yine yönetmenin sinemasından alışık olduğumuz tatlar alıyoruz.

 

20. Her (2013)

20

Spike Jonze’un geçtiğimiz sene gönüllerimizde taht kuran filmi Her, yıllar geçtikçe sinema sektöründeki yeri daha iyi şekillenecektir. Teknolojiyle duygusal bir bağ kuran Jonze, insanoğlunun materyalleşen dünyasının portresini çiziyor.

 

Yazıyı Paylaş