The Lone Ranger

Gore Verbinski, Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu’nu çektikten sonra seriyle ilgili bir başka film çekmek istemediği için tasını tarağını toplayıp köşesine çekilmişti. Dört yıl gibi bir aradan sonra 2011 yapımı Rango animasyonu ile temiz eleştiriler almış, hatta o yıl animasyon dalında Oscar’ı da evine götürmüştü. Maskeli Süvari ile eski kadim dostlar tekrar aynı sofrada toplanıyor. Bkz. Gore Verbinski, Johnny Depp, Jerry Bruckheimer, Ted Elliott, Terry Rossio, Hans Zimmer.

The-Lone-Ranger-upcoming-movies-32365067-2048-1542-1The Lone Ranger’a başlamadan önce teknik detayların pırıl pırıl parıldadığını söyleyelim. Zaten en büyük sorun burada başlıyor. Artık teknik başarı, blockbuster filmlerin olmazsa olmaz en temel öğesi haline dönüşmedi mi? Bundan mütevekkil çoğu yapımcı aynı şeyleri pişirip pişirip önümüze servis etmeye başlamadı mı? Ne yazık ki Maskeli Süvari’nin de güvendiğimiz limanlarda olması bir şeyi değiştirmiyor. Ortaya rezalet bir sonuç çıkmış bulunmakta.

Maskeli Süvari’nin en büyük derdi rotasının belli olmaması. Film, Amerikan kirli tarihinin kızılderelilere uyguladığı yıkım politikasını hedefi yapsa da dişe dokunur bir sonuç elde edemiyor. Dolayısıyla tam olarak bir dramaya dönüştüğünü söylemek pek güç. Çünkü senaryonun kalıcı bir tarafı yok. Öteki taraftan işin komedi yönü de aynı tökezlemeyi yaşıyor. Ted Elliott ve Terry Rossio finale doğru apaçık Karayip Korsanları’nda gördüğümüz dinamik yapıyı uygulamaya çalışıyor. Bu formül de küçük aksiyon zincirleri kurmak ve bunların içine bolca komedi unsuru serpiştirmek. Ardından bunu tek halka haline getirip seyirciyi gayet tatminkar bir şekilde ekrana kitlemek. Ama işin bu kısmında duvara doğru 300 km hızla giden bir arabanın içinde olduklarının farkında değiller. Çünkü Karayip Korsanları’nda filmin tıkır tıkır işleyen bir matematiği vardı. Maskeli Süvari ise tam tersine aynı denklemden bütün soruları çözmek istiyor. Özellikle Tonto karakteri finalde Jack Sparrow’a doğru bir başkalaşım geçiriyor. Karakteri canlandıran Johnny Depp’te olunca birden kendimizi Jack Sparrow’un ilkokul temsilini izliyor gibi hissediyoruz. Tüm bunları geride bıraktığımızda bile filmin mantık hataları ve oldukça abartılı sahneleri filmden soğumamızı sağlıyor.

Gore Verbinski’nin Rango’sunda da Karayip Korsanları esintileri vardı. Yalnız bu ışık o zaman gözümüzü almıyordu. Benim anlamadığım Gore Verbinski’nin DNA’sına işleyen Karayip Korsanları’nı neden yönetmeye devam etmediğidir. Anlaşılıyor ki Verbinski’nin bize başka bir şey izlettirmeye niyeti yok. Bari seriye devam etseydi de Rob Marshall’la muhatap olmasaydık. Sonuç değişmeyecekse bile en azından çöküşü onun elinden izlerdik.

1.0 Stars

 

Yazıyı Paylaş