The Hobbit: The Desolation of Smaug

Not: Az da olsa yer yer spoiler içerir. 

Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi ile adını sinema sayfalarına yazdıran Peter Jackson’ın şirketlerle verdiği uzun bir savaştan sonra Orta Dünya’nın kapılarını bu sefer yine J.R. R. Tolkien’in Hobbit kitabıyla aralıyor. İlk etapta iki film şeklinde uyarlanacak olan kitabın Peter Jackson’ın masum “Görüntülere baktık da, çok fazla çekim yapmışız. Biz bunu üç film yapalım, dedik” açıklamasıyla işler içinden çıkılmaz bir hal aldı. Çok keyifli bir macera öyküsünü izleyecek iken, masum nedenlerden dolayı bugün beyazperdede sıkıntıdan kurdeşen döküyoruz.

The-Hobbit-Desolation-of-Smaug-gold-pile-620x400

Herkesin dillendirdiğini tekrar etmek gerekirse kitabı okuyan taraftayım ve ne yazık ki kitabın üç filmlik bir kapasitesi olduğunu düşünmüyorum. Üstelik her bir filmin 3 saate yakın olması önümüze çıkmaz bir sokak çıkarıyor. Gayrı geriye tek bir yol kalıyor. O da Peter Jackson ve senarist ekibinin ürettiği yan öyküleri ve diyalogları J.R.R. Tolkien’in mitine eklemek. Asıl problem de burdan kaynaklanıyor. An Unexpected Journey’de endişe verici olsa da yapılan ufak eklemeler ve düzenlemeler The Desolation of Smaug’daki gibi göze batmıyordu. Gittikçe elindeki öyküsü tükenen Peter Jackson, kendi kafasından (ya da yazım ekibinin) uydurduğu satırların dozunu artırıp maceraya modifiye ediyor. Bu öyle bir hal alıyor ki ne filmin mantığına ne de Tolkien’in yarattığı evrene uyuyor. Yönetmenin bitmek bilmez Legolas fetişi ve yine kendi hayal gücünün ürünü olan Legolas’ın dişi versiyonu Tauriel’in Yalnız Dağ’ın dibine kadar gelmesi inandırıcılıktan pek uzak. Kaldı ki bunu bir aşk üçgenine çevirmesi işi iyice bir komediye dönüştürüyor.

hobbit-desolation-of-smaug-legolas-tauriel-666

Filmin teknik yanına baktığımızda özellikle görsel efektlerde bazı sırıtmaların olduğu açıkça görülüyor. Yer yer hissedilen bu yapaylığın Peter Jackson’ın ekrana taşıdığı 2000’lerin başındaki ‘Orta Dünya’ figürüne ters düşüyor. Kurgu ve makyajın göze batmaktan kendini alamıyor. Özellikle ilk yarıdan sonra verilen arada salonda “Legolas lens mi takmış?” takmış fısıltıları her şeyi özetliyor. Oyuncuların genel olarak fena olmadığı ama bazı oyuncuların tökezlemeler yaşadığı da görülüyor. Pek önemli olmasa da Peter Jackson’ın girişteki cameo’su da pek çocukça. Filmde hiç mi beğendiğin bir şey mi yok diye sorarsanız. Elbette ki çok da olmasa bazı sahnelerden keyif aldım.

Yazıyı toparlarsak, An Unexpected Journey ile özlediğimiz ve beklediğimiz Orta Dünya’nın aksi yönünde bir silüetini bulmuşken The Desolation of Smaug iyiden iyiye ağzımızda ekşi bir tat bırakıyor. Seneye bu vakitlerde vizyona girecek son bölüm olan The Hobbit: There and Back Again büyük bir savaşı işleyecek. Peki sadece büyük bir aksiyonla Peter Jackson yakasını bu işten sıyırabilecek mi hep birlikte göreceğiz. Keşke Peter Jackson’ın başta bahsettiğim o masum açıklamasına birisi ‘kurgu’ diye bir gerçeklikten bahsetseydi.

2.0 Stars

 

Yazıyı Paylaş