The Good Wife

Mad Men’in bitmesiyle uzun soluklu bir dizi izleme arayışlarımla The Good Wife’a başladım. İlk sezondan itibaren üzerimde etkisini giderek artıran The Good Wife’ı bitirmem ile birlikte büyük bir boşluk hissine düştüm. Elbette en az bir sezon daha devam edecek dizinin bir sonraki sezonunu iple çekiyorum. Ama biz şimdilik bu konuyu kapatarak yaklaşık 25 günde bitirdiğim 6 sezonu hakkında laflayalım.

150424-news-julianna-margulies

Kabul etmeliyim ki her dizi gibi The Good Wife’a ısınmam biraz zaman aldı. Bu da hepi topu ilk sezondaki 10 bölümdür. Büyük bir şevkle tüketmeye başladığım dizi, birçok karakterine rağmen hepsinin üzerine titizlikle düşüyor. Sanırım The Good Wife en çok da bu yönüyle izleyenleri tavlıyor. Birbirinden sevilesi karakterler hayatınıza öylece giriyor. Dizinin başkarakteri Alicia Florrick için The Good Wife’ın yaratıcılarını ayrı tebrik etmek gerekiyor. Çünkü öylesine güçlü bir kadın profili çıkarıyorlar ki hem dizideki erkek hegemonyası için hem de sektördeki durum için örnek alınacak bir temsil oluyor. Tabii ki dizinin mahareti sadece burada bitmiyor. Yan karakterlerle aklımızı başımızdan alan The Good Wife birbirinden eğlenceli karakterle tanışmamıza vesile oluyor. Eli Gold, David Lee, Howard Lyman…

The Good Wife bir avukatlık firması üzerinden döndüğünden her yeni bölümüyle farklı konuları önümüze getirdiği gibi ana karakterlerin var olan hikayesini de birlikte işliyor. Bu yüzden asla sıkılmamıza izin vermiyor. Şahane bir ikinci ve üçüncü sezonun ardından dördüncü sezonun ilk yarısında kanımca dizi biraz tökezledi. Fakat dördüncü sezonun ikinci yarısıyla yine toparlamayı başardı. The Good Wife’ın en çok takdir ettiğim tarafı ise beşinci sezonla birlikte resmen diziyi yeniden yaratmaları. Bir süre sonra kabak tadı vereceklerini düşündüler ki bütün dengeleri değiştirdiler. İyi ki de öyle yaptılar. Beşinci sezonda ilk dört bölümle yaşadığım heyecanı anlatamam ve akabinde bir beşinci bölüm var ki orgazmlık. Daha buna alışamamışken 15. bölümle yine zirveye oynadılar. Bu yüzden her şey güllük gülistanlık iken The Good Wife, 5. sezonuyla birlikte yeni bir şeyler denemekle kalitesini bir tık ileriye taşıyor.

imrs

Altıncı sezon bence beşinci sezonun kalibresinde değildi. Fakat bu sezon yine diziye yakışan bir performans sergiledi. Altıncı sezonun ilk bölümü fevkaladenin fevkindeydi. İlk 12 bölümle resmen Cary’nin hikayesine dönüşen The Good Wife sevenlerini derinden sarstı. Sezon ortasında biraz yavanlaştığını düşünsem de çok güzel bir şekilde sezonu tamamladılar. Son sezonla birlikte diziden önemli bir ayrılık gerçekleşti. Yeri nasıl doldurulur bilmem ama senaristlerin işi biraz daha zor olacak. Bir sonraki sezon için kafayı yedik tabii ki.

Dizi hakkında es geçemeyeceğim bir şey var: Konuk oyuncular. Hangisinden başlasam ki? Louis Canning karakteriyle Michael J. Fox harikalar yaratıyor. Carrie Preston ve Kyle MacLachlan ekranda görüp görebileceğimiz en eğlenceli çiftlerden biri. Mamie Gummer, Martha Plimpton, F. Murray Abraham, Linda Lavin gibi isimler iştahımızı kabartıyor.

The Good Wife’a başlamayanlarınız varsa durmayın, koşun, izleyin. Her anlamda sizi tatmin edecek bir dizi. Dramasıyla ciğerinizden sizi vurabileceği gibi hani nasıl derler “güldürürken düşündüren” bir yapısı var. Bir sonraki sezon için buyrun birlikte kafayı sıyıralım. Asla pişman olmayacaksanız!

 

Yazıyı Paylaş