Steve Jobs

Steve Jobs

Apple’ın kurucularından Steve Jobs, başarıları kadar geçimsizliğiyle de nam salmış bir başka teknoloji dehalarından biridir. Tabii ölümünün ardından ve üstelik David Fincher’ın The Social Network ile yakaladığı başarıdan sonra bir Steve Jobs biyografisi için sinemanın kapıları aralandı. 2013 yılında Ashton Kutcher’lı Jobs filmi kelimenin tam anlamıyla dibi boylamış ve baya ağır eleştiriler almıştı. Yeni Steve Jobs filmi için tekrar mesai yapıldı ve bu kez işi garantiye almanın yolları aranıldı. İlk etapta David Fincher’ın ismi geçerken daha sonra proje Danny Boyle’a teslim edildi. Senaryo koltuğuna ise The Social Network’un başarısında büyük rolü olan Aaron Sorkin getirildi. Çıkan sonuç ise bu senenin en güçlü yapımlarından biri.

Steve Jobs’ın karşı konulmaz cazibesinin en büyük sırrı tıkır tıkır işleyen katmanlı hikayesi. Üstelik Steve Jobs’ın Apple ile olan uzun macerası düşülünce senaryo adeta bir hazine. Walter Isaacson’ın kitabından senaryoyu uyarlayan Aaron Sorkin bütün o koca süreci, sadece üç lansman öncesi krizlerle gün yüzüne getiriyor. Filmi dev bir tiyatro sahnesine dönüştüren Sorkin bütün tehlikelerine rağmen bayrağı zirveye dikmeyi başarıyor. Zaten geçmiş referansları düşünülünce bu film için adeta biçilmiş kaftan. Özellikle sinema alanını daraltan film, susmak bilmeyen karakterlerle, seyirciyi sıkmadan mayasını tutturabilmesi başlı başına takdir edilesi. Hatta Steve Jobs’ın da Mark Zuckerberg gibi bir laf cambazı olarak arz-ı endam etmesi filmin en büyük motivasyonlarından. Hem Aaron Sorkin’in dinamik senaryosu hem de Danny Boyle’un kadrajları herhangi bir hantallığa izin vermiyor. Böylelikle üç lansman öncesi, derdi olan herkesle düelloya giren Steve Jobs bunların hepsinden sağ çıkmak için debeleniyor. Tabii biz bütün o çırpınışların arasından çıkarabildiklerimiz ile dehanın bütün yaşamına ışık tutmaya çalışıyoruz. Bir nevi film kadar biz de büyük bir çabanın içerisinde oluyoruz.

Steve Jobs

Michael Fassbender olağanüstü. Bu yıl Oscar için hiç kampanya yapmamasına rağmen Leonardo DiCaprio’nun en büyük rakibi. Azıcık kılını kıpırdatsaydı şimdiden Şubat ayında alacağı Oscar’ı konuşurduk. Elbette kendisinden önemli bir performans bekliyordum ama bu hayal ettiğimin ötesinde bir şey oldu. Kariyerinin en güçlü performansı olabilir. Kendisine eşlik eden Kate Winslet, Seth Rogen, Jeff Daniels ve hatta Katherine Waterston inanılmaz. Resmen sahnenin tozunu yutmuşlar.

Steve Jobs kanımca Danny Boyle’un Trainspotting’ten bu yana en iyi filmi. Yılın en gözde filmlerinden. Ek olarak Daniel Pemberton’ın bestelerini çok beğendiğimi söyleyeyim. Onun dışında sanırım söyleyebileceklerimi tükettim. Biliyorum biraz kısa oldu ama izlerken karşısında nutkum tutulan Steve Jobs’la ilgili son sözümü söyleyeyim: Senaryo derslerinde okutulmalı.

4.5 Stars

 

Yazıyı Paylaş