Only God Forgives

Geçtiğimiz ay Cannes Film Festivali’nde gösterime giren, bazı sinema eleştirmenleri tarafından yerin dibine sokulan hatta yuhalanan Only God Forgives için umutlarımı son dakikaya kadar korumayı başarmıştım. Nasıl ümidimi kesebilirdim ki? Nihayetinde filmografisinde küçük çaplı uyuşturucu çetelerini başarılı bir şekilde anlatan Pusher Üçlemesi, kişisel favorim Bleeder, aparatif biyografisi Bronson ve 2011 yılının güzellemelerinden Drive vardı. Deneysel çalışması Fear X ve mitolojik esintiler içeren tablosu Valhalla Rising’i biraz zayıf halkalar olarak görsem de sonuç olarak karşımızda işin ehli bir yönetmen vardı. Ne yazık ki Sadece Tanrı Affeder iddiasında sonuna kadar haklı çıkıyor. Bu kadar büyük beklentilerin boşa çıkmasını ancak Tanrı affeder.

ONLY-GOD-FORGIVES

Only God Forgives, Bangkok banliyölerinden birinde geçen suç hikayesidir. Julian’ın kardeşi Billy dövülerek öldürülmüştür. Julian bu işin sır perdesini çözmek için işe koyulur. Yalnız önüne beklemediği bir hikaye gelir. Ve intikamı bir kenara bırakır. Bu olaylar üzerine Bangkok’a gelen annesi, Julian’dan Billy’nin intikamını alması için baskı kurar. İki taraflı başlayan çatışmalar köklü sonuçlar doğuracaktır.

Refn’in Sadece Tanrı Affeder’i baştan aşağı yaratırken önceki filmlerinden yararlandığı açıkça görülüyor. Merkeze bir ‘Tanrı’ modeli olarak Chang’i yerleştiriyor. Polis olan Chang kanunların dışında kendi adeletini dağıtıyor. Adaletinin en can alıcı sosu şüphesiz ki şiddetin ta kendisi. Uç noktalara varan bu şiddet sosu Kill Bill’in özünü benimsiyor. Benzer bir fikre aslında 2003 yılında Refn, Fear X filmiyle değinmişti. Polisin üst düzeyinde oluşan illegal bir oluşumun, kendi misyonunu yaratıp, bu misyona ters düşenleri katletmelerini anlatıyordu. Yine Pusher üçlemesi ile uyuşturucu şebekelerine değinen Refn, Bangkok arka sokaklarına bunu da modifiye etmeyi ihmal etmiyor. Filmde yer alan Uzak Doğu Dövüş Sanatları da işin cabası oluyor.

Only God Forgives_2

Uzun bir sessizlikle başlayan Sadece Tanrı Affeder, ilk handikapını burada veriyor. Bu giriş sahnelerinin literatürü yönetmenin 2003 yapımı Fear X’i olsa da bir süre sonra David Lynch’in sürrealist tavrına kadar varıyor. Bunun bir dezavantaj olmasının en önemli nedeni hikayenin önünü tıkaması. Daha ilk dakikalarda bu kurgu tercihi nedeniyle duvara tosluyoruz ve hikayenin içine girmekte zorlanıyoruz. İlerleyen dakikalarda hikaye, boğucu havasından biraz kurtulup hem bize hem de kendisine rahat bir nefes aldırsa da malesef bu uzun soluklu sürmüyor ve aynı ağa bir daha takılıyoruz. Ve bildiğiniz senaryo duruyor. Zaten o dakikadan sonra ortada bir hikaye olmadığını da anlıyorsunuz.

Nicolas Winding Refn’in en büyük kozu filmin teknik işçiliği. Bronson ve Valhalla Rising ile başlayan mizansenleri olabildiğince stilize etme takıntısı Drive’da oldukça oturmuştu. Only God Forgives’te ise zirveye oynuyor. Görüntü yönetimi kelimenin tam anlamıyla büyüleyici. Refn’in diğer bir büyük desteği Cliff Martinez’in baştan çıkaran soundtrack parçaları oluyor. Bir de fevkalade ses miksajı ekleyin, daha ne olsun! Buna rağmen açıkçası Refn’in bazı mizansenlerinde yapmacık olduğu gözden kaçmıyor.

Only-God-Forgives-2

Julian, Drive’daki Sürücü karakteri ile hemen hemen aynı özellikleri taşıyor. Bu yüzden Ryan Gosling’in oyunculuğu biraz kopyala-yapıştır misali duruyor. Burda hepten sessizliğe bürünüyor. Karakterle ilgili fazla detay da olmadığı için Julian’ın içinden geçen fırtınalara da tam tanık olamıyoruz. Otoriter ve merhametsiz bir anneyi canlandıran Kristin Scott Thomas bir şekilde beyazperdede etkisini bırakıyor. Ben daha çok Vithaya Pansringarm’in performansını beğendim.

“İyi senaryodan kötü bir film çıkabilir ama kötü bir senaryodan iyi bir film çıkmaz.” mantalitesinin en güzel örneği Only God Forgives. Velhasıl, Nicolas Winding Refn’in cephesinde yeni bir şey yok!

Son olarak sizi filmde yer alan PROUD’ın Tur Kue Kwam Fun şarkısıyla baş başa bırakıyorum.

2.0 Stars

 

Yazıyı Paylaş