The Old Man and the Sea

Ernest Hemingway’in nevi şahsına münhasır kitabı The Old Man and the Sea, hayatı rutin bir seyirde gezinen ve şansızlığının gölgesi altında ezilmeye başlayan yaşlı bir balıkçının, hayatın keşfine tekrar nail olacağı denizdeki yolculuğunu anlatıyor. Olağan geçen bu yolculukta yaşlı adamın karşına zorlu bir av çıkacak ve yıllar önce geride bıraktığı coşkusunu yeniden bulacaktır.

3

Kitabı okurken ki duygularımı dün gibi hatırlarım. Sayfaları çevirmeye başlamamla hayatın tüm hengamesini geride bırakmamın bir olduğu bu eserin, duygusal ve huzurlu yanını iliklerimde hissettim.

Kitabın ardından Spencer Tracy’nin başrolünde olduğu uyarlamayı izlediğimde tam anlamıyla aynı olmasa da  benzer duygular yaşadığım için filmi sevmiştim. Üstelik Spencer Tracy’nin performansı görülmeye değerdi.

2

1999 yılında The Old Man and the Sea’yi tekrar beyazperdeye taşımaya karar Aleksandr Petrov öncekilerin aksine öyküyü kısa film olarak çekmeyi kararlaştırdı. Ek olarak film animasyon olacaktı. Film çekilir ve ardından Akademi Ödülleri’nde “En İyi Kısa Animasyon Filmi” kategorisiyle heykelciğe kavuşur.

4

Aleksandr Petrov’un kısa film tercihi sebebiyle öykünün tüm hatlarını taşıyabileceği konusunda endişeliydim. Fakat çıkan sonuç karşısında heyecanımı saklayamıyorum. Öncelikle filmin animasyon olarak çekilmesi Petrov’a sınırsız bir alan sunmuş. Bir ressam edasıyla çekilen filmin yarattığı evren şüphesiz ki izleyicide derin bir etki bırakıyor. Safir mavisinin tonları, arada kızıllığa kaçan renk cümbüşü aklımızı başımızdan almaya yeterli. Ayrıca müziklerin katkısı yap-boz’u iyice perçinliyor.

Bu kadar kısa sürede duygu parametremizi altüst eden bu filmi kaçıranlar varsa mutlaka bir göz atsın. Sonuçtan pişman olmayacak, rüzgarın hafif esintisini hissedecek ve dünyada güzel bir şeylerin olduğunu da hatırlayacaksınız.

 

Yazıyı Paylaş