Nolan’ın Sinemasından Geçen 5 Yol

Popüler sinemanın iyi iş kotaran birkaç yönetmeninden biri olan Christopher Nolan’ın kendi kitlesini oluşturduğu aşikar. Her filmi gişede gereken başarıyı yakalıyor; seyirci ve eleştirmenlerden gereken övgüleri alıyor. Bu yıl Interstellar ile çoğu kişiyi yine etkileyen başarılı yönetmen hakkında bir dosya yapmak istedim. Ama farklı olarak Christopher Nolan’ın sık sık tekrarladığı birkaç detay üzerinde durmak istiyorum. Belki bir nebze eğlenebiliriz diye düşündüm.

 

1. Büyük Meseleler ve Takım Elbiseliler

1

Sinemayla ilgilenen her bir yönetmenin elbette bir derdi vardır. Christopher Nolan’ı sinema yapmaya iten şey ise hep büyük meseleler oldu. Kariyerinin ilk dönemlerinde daha kişisel işler yapsa da Batman’le başlayan serüveniyle oldukça ciddi meseleler üzerine kafa yormaya başladı. Hatırlarsanız The Dark Knight Rises ile sistemi övüyor diye pek eleştiriler almıştı. The Prestige ve Inception daha kişisel hikayeler gibi gözükse de aslında onların da köşe bucağa sinen önemli işleri vardı. Nitekim The Prestige’de Nikola Tesla’yı konu ediniyordu. (Tamam bu ayrıntıya ben de bayılmıştım.) Inception’da ise büyük imparatorluklar arası bir savaş cereyan ediyordu. Interstellar’dan bahsetmeme gerek var mı? Adam insanlık için yeni gezegenler bulmaya gidiyor. Daha ne olsun! Efendim, konular önemli olunca haliyle karakterlerin üzerinden takım elbiseler hiç düşmedi. Sürekli olarak ortada kader tayin eden karakterler gördük. Zaten Christopher Nolan’ın sete takım elbisesiz gitmediğini hepimiz biliyoruz.

 

2. Paramparça Aileler ve Dul Eşler

2

Dikkat ederseniz Nolan filmlerinde mutlu bir aile tablosu görmeyiz. Kaybedilen eşler, yetim mi büyüyecek diye endişelendiğimiz çocuklar. Batman’i es geçiyorum. Hem geceleri şehrin asayişini sağlayacak hem de mutlu bir hayatı olacak değil ya? Ama şöyle bir dönüp bakın Memento, The Prestige, Inception ve Interstellar’da tablo aynı değil mi? Nolan bu malzemeden çok ekmek yiyor ve dramatik çatısını hep buradan kuruyor.

 

3. Yıkılmadım, Ayaktayım!

3

“Başarıya giden yolda çekilen çile kutsaldır.” hatlar karıştı, bu Pusat’tı. Aslında sadece Nolan’ın değil çoğu yapımın mottosu bu. Zaten insan varken umut olmaz mı? Christopher Nolan filmlerinde de yorulabilirsiniz, düşebilirsiniz hatta herkes size sırtını dönebilir fakat Yaşar Usta gibi dimdik durur ve tekrar ayağa kalkarsınız. Sevdikleriniz için bu çilekeş yolda acılarınızdan beslenir, her daim umudunuzu kaybetmezsiniz.

 

4. Zimmer’ın Borazanları

hans-zimmer

Christopher Nolan film çekecek de Hans Zimmer tası tarağı toplayıp hemen stüdyoya koşmaz mı? Artık Nolan filmlerinin vazgeçilmezi haline gelen başarılı besteci bir süre sonra kabak tadı vermeye başlamıştı. En ufak bir sahnede bile borazanlarla şöyle bizi gaza getiren parçalar üreten Hans Zimmer dolasıyla popüler sinema adına en büyük silahlardan birine dönüşüyor. Fakat Interstellar’da bu anlamda Nolan ve Zimmer ikilisi bizi şaşırttı. Çok naifti. Yılın en iyi albümlerinden biriydi.

 

5. Ve Michael Caine

TDKREndingSecret

Nolan’ın her yeni bir projesi açıklandığında cast’tan ilk haber Michael Caine’den geliyor. Profesör, bilim adamı, uşak ama bilge bütün rollerin adamı Caine oluyor. Açıkçası Nolan’ın senaryo yazarken artık Michael abime ne rolü yazsam diye kafa patlattığını düşünmeye başladım. Neyse sonuçta alıştık ve ailecek izliyoruz.

 

Yazıyı Paylaş