Night Moves

Küreselleşen dünyada insanoğlunun kendi eliyle tahrip etmekten çekinmediği doğanın buna karşı yavaş yavaş sinyal verdiği tükenmişlik elbette elzem verici. Her ne kadar önlemler alınmaya ve bilinçlendirme kampanyaları yapılmaya çalışılsa da yine de –neredeyse- bu önlenemez aymazlığın geldiği nokta oldukça düşündürücü. Kelly Reichardt, bizi evrenin geldiği nokta karşısında duyarsız kalamayan ve bu konuya dikkat çekmek isteyen bir grup aktivistin arasına atıyor.

photo-Night-Moves-2013-1

Saatli bir bomba misali kurduğu atmosfer ile bizi büyük bir kıskaca almaya çalışan Kelly Reichardt hedefi düzenli aralıklarla tutturuyor. Çeşitli referanslarla araya sıkıştırdığı bilgilendirmelerle kat edeceği yolu çizmeye çalışan Night Moves, iki farklı gerilime beşiklik ediyor. Bu iki farklı gerilimi bıçak gibi ortadan kesen ise grubun yapacağı eylem oluyor. Hazırlık aşamasında sel verip sır vermeyen yönetmen sadece amaca yönelik bir tedirginlik ortamı yaratarak amacına uygun hizmet ediyor. Fakat kırılma noktasından sonra hikaye bambaşka bir yöne sürükleniyor. Olayın ardından bütünüyle vicdan muhasebesiyle psikolojik bir savaş başlatan Kelly Reichardt, karakterlerin paranoyasına dayalı bir gerilim kuruyor. Sürekli olarak işaret ettiği fakat bir türlü soyut kavramdan somut kavrama geçemeyen ‘açığa çıkma’ korkusu ile ‘insanoğlu acizliği’ bir kez daha resmediliyor. Bu kaos evresinde insanın neler yapabileceği üzerine önemli çıkarımlarda bulunuyor. İnsanoğlunun bencil tarafının her zaman baskın çıktığını ve bir üst basamağa geçemediğini kanıtlayan yönetmen, aslında her şeyin kaynağının bu bencillik olduğunu ispatlıyor. Ve nihayetinde Kelly Reichardt başlattığı döngüyü burada tamamlıyor.

Night_Moves_Movie_Wallpaper_18_dzxfq_1280x800

Doğanın tahribi üzerine bir şeyler fısıldayan Night Moves’un derdi ve asıl öznesi insanoğlu oluyor. Sadece insanın evreni bir parazit gibi bitirme hırsına odaklanmıyor, ayrıca kendi kendini imha etme noktasını bile gözler önüne seriyor. Salt bir gerçeklik yaratmaya çalışan filmin en büyük engeli karakterlerle aramıza bir tül çekmesi. Gölgelerini her daim gördüğümüz ama içlerinde kopan fırtınaya bir türlü tanık olamadığımız ana karakterlerle bir türlü sağlam bir kontak kuramıyoruz. Belki de bu bilinçli bir tercih fakat bu tercih ikinci yarı için Kelly Reichardt’ın yapmaya çalıştığı şeyin önünü tıkıyor. Dolayısıyla duygusal bir bağ söz konusu olmuyor. Bu da en büyük dezavantaj.

Noktalarsak, tekinsiz bir atmosferde ilerleyen film bizi geriyor ve düşündürüyor. Fakat yeteri kadar ağırlığını omuzlarda hissettirmediği için kanımca bir az ilgi gördü. Ama ben çoğunluğun aksine beğendim. Görülmeye değer bir çalışma.

3.5 Stars

 

Yazıyı Paylaş