Mustang

21383848189_253a917550_o

“Türkiye’den neden aday olmadı/olamadı?“ tartışmaları devam edip dursun Mustang bu yıl Fransa’nın aday adayı olarak son 9’a kalmayı başardı. Bildiğiniz üzere bu sayı daha sonra 5’e inecek. Mustang yarışın favorilerinden ama işi bir hayli zor. Evet Mustang’i çoğumuz yurtdışındaki birden bire yaptığı sükse ile duyduk. Çok geçmeden Oscar yolculuğu ile bir hayli gündem buldu. Bizde seveni oldu, sevmeyeni. Mustang’i ben yeni izleme fırsatı yakaladım. Film kanımca iki uçlu yapımlardan. Ya fazlasıyla sevebiliyorsunuz ya da filmle aranıza oldukça mesafe koyabiliyorsunuz. Ben maalesef sevmedim, sevemedim.

Mustang’in değindiği olayların ciddiyeti hakkında hepimiz hemfikiriz. Film, ülkemizde çokça duyduğumuz, okuduğumuz veya gördüğümüz kadın haklarının yerle bir edildiği acı olayları kadrajına alıyor. Karadeniz’in bir kasabasında geçen film, ebeveynleri uzun süre önce ölen beş kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Bu beş kıza babaanneleri ve amcaları bakıyor. Yaz tatiliyle beraber okul çıkışı erkek arkadaşlarıyla denizde oynadıkları için, bu beş kız kardeşin hayatları ahlak kisvesi adı altında birden cehenneme dönüyor. Telefonlar kaldırılıyor, bahçenin yüksekliği arttırılıyor, pencerelere parmaklıklar takılıyor, giyimleri değiştiriliyor ve yemek dersleri veriliyor. Üstüne üstlük bunlar yetmezmiş gibi bu genç yaşta evlilik gerçeği ile yüz yüze kalıyorlar.

21579562371_81ee47ff7f_o

Her şeyden önce bu tür konularda maalesef ülkemizde işitmediğimiz havadis kalmadı. Çocuk gelinler, ensest ilişkiler, baskılar ve buna bağlı olarak gencecik yaşta canına kıyan nice insan. Deniz Gamze Ergüven’in bu konudaki haklı derdini hepimiz anlıyor ve bu olaylar karşısında kahroluyoruz. Fakat Mustang’in en önemli problemlerinden biri bütün bu dertleri kaldıramaması. Çünkü filmde o kadar çok mesele var ki resmen bir senaryo katliamına dönüşüyor. Ama filmin bundan çok daha fazla büyük bir sorunu var. O da filmi gerçeklikten koparan ayrıntılar silsilesi. Yıllar önce hatırlarsanız Argo buna benzer eleştiriler almıştı. Büyük bir gerçeklik iddiası ile yola çıkan bir filmin, mantıktan uzak ayrıntıları filme entegre etmesine büyük itirazım var. Mustang buna o kadar çok düşüyor ki görmezden gelmek imkansız bir hal alıyor. Bazı kısımlar o kadar gerçeklikten yoksun ki neredeyse ülkemizde geçtiğine inanasımız gelmiyor. Biraz daha açarsak, şöyle diyeyim: İnanılmaz bir Türkçe kullanımı var. Karakterler resmen edebiyat ve felsefe yapıyor. Hele Selma’nın bakirelik testi için doktoruyla bir konuşması var. Yani bir yönetmenin böylesine yapay bir sahneyi filme almak için ne gibi bir düşüncesi var merak ediyorum. Bu beş kız kardeş o kadar özgür yaşıyorlar ki sanki uzun süredir onları büyüten akrabalarıyla yeni tanışmışlar. Bu kadar ahlak edebiyatı yapan bir ailenin bireylerinin bu kadar zıt olması… Hadi bunu kabul ediyorum.  Ama o yaşlardaki çocukların öylesine muhafazakar bir yapının içinde bu kadar kafalarına buyruk yaşamalarına inanasım gelmiyor. Hatta öylesine küçük bir yerde milletin içinde arabada bir sevişme sahnesi var akıllara zarar. Kimse kusura bakmasın bu resmen seyirciyi resmen aptal yerine koymak. Hele her şey güllük gülistanlıkken bir günde tepetaklak olması masalıyla.

Mustang’in senaryosunun ayakları biraz yere sağlam bassa teknik açıdan herhangi bir sıkıntısı yok. Bütün bu yapmacıklığın içinde oyunculuklar haliyle senaryo kurbanı oluyor. Yani Ayberk Pekcan’ı tanımasak oyunculuğu kıvıramıyor diyeceğiz. O da arada harcanıyor.

Sonuçta olarak yurtdışında büyüyen Deniz Gamze Ergüven’in bu konudaki hassasiyetine kimsenin itirazı olmaz, olamaz. Keşke bu konular üzerine daha fazla gidilse de yol kat edebilsek. Keşke bu konuda daha nice filmler gelse. Ama bu anlatımla değil.

1.5 Stars

 

Yazıyı Paylaş