Mr. Robot: 1. Sezon

Dikkat: Yazıda spoiler mevcut!!!

Bu yılın en çok adı zikredilenlerden oldu, Mr. Robot. Bir efsaneye dönüşeceğine dair alıp başını giden muhabbetler, oradan buradan esinlendiğine dair fikirler derken dizi epey sükse yaptı. İkinci sezon onayını çoktan kapan Mr. Robot’un ileride ne getireceği bilinmez ama biz ilk sezon hakkında hemen konuşmaya başlayabiliriz.

Mr-Robot

Mr. Robot, pilot bölümüyle çoğumuzun ağzının sularını akıttı akıtmasına. Herkesin “Dexter’dan da esinlenilmiş biraz” ile başlayan “yeni bir efsane olacak” cümleleriyle biten Mr. Robot koyu sohbetlere renk kattı. Ama bu heyecanın kırılması -en azından benim için- çok sürmedi. Monoton birkaç bölümden sonra benim “yeni bir efsane”ye olan şevkim kırıldı. Ve sanırım bir daha da o yönde bir izlenim bırakmadı. Kabul etmeliyim ki dizi sezonun ikinci yarısında seyir bakımından baya bir toparladı. Dikkatleri üzerine çekebildi. Fakat aksi yönde de öyle bir şeye dönüştü ki bana hayranlıktan uzak “bakın bunu yapmayın” havasına büründü. “Ne saçmalıyorsun ya da karın ağrın nedir?” diyenleriniz için daha açık konuşayım: Welcome to Fight Club! Evet yanlış duymadınız Mr. Robot oldu Tyler Durden. Her bir yanını afakanlar basmış ‘anlatıcı’ rolünde ise Elliot paşamız var. Durun daha bitmedi, işin eğlenceli kısmı şurada yatıyor: Bu dahi bilgisayar korsanımız Elliot’ın zekice bir planı var.  O da E Corp denilen bir yazılım şirketinin bütün ağlarını yok ederek halkın bütün borçlarını bitirmek. Böylelikle -ve bildiğiniz üzere- amaç yeni bir hayat başlatabilmek. Ee arada sabun üreteydiniz bari. Ama “Zaten Where is My Mind’ı enstrümantal çalarak David Fincher’a selam çaktı” diyecekseniz ben orada yokum. Çünkü bire bir tutulmuş şeyleri neredeyse ‘kopyala/yapıştır’ mantığıyla önümüze sunan Sam Esmail bu açıdan beni heyecanlandırmıyor. Hatta bu fikrin gün yüzüne çıkmasıyla beraber giderek daha çok diziden uzaklaştım.

Mr.-Robot

Rami Malek karaktere gitmiş. Sürekli ağlamaklı surat oyunculuğunu bu karaktere yedirebiliyor. Bu konuda çok çemkirecek değilim. Teknik olarak Mr. Robot ortalamanın üstünde bir iş çıkarıyor. Hatta çoğu yerde müzik tercihleriyle görkemli olmayı başarıyor. Zaten hikayenin amacı da o değil mi? Her ne kadar ana karakter bataklıkta debelense de olay çamuru sıçratabildiği kadar sıçratmak. Böylelikle karakterin çöküşüne ya da aydınlığına tanık olarak işin bir parçası oluyoruz. Gelin görün ki biz Fight Club’la bu sinemasal hazzı çoktan yaşadık ve yıllarca iyice sindirdik. Mr. Robot’un bundan sonra söyledikleri ise tamamıyla laf kalabalığı. Yanlış anlaşılmasın dizi asla kötü değil sadece değindiği meseleler bayat.

İşin özü ikinci sezonu için heyecanlanamıyorum. İlerde çok iyi bir aşamaya gelir mi emin değilim ama şimdilik dizinin herhangi kalıcı bir tarafı yok.

 

Yazıyı Paylaş