Masters of Sex: 3. Sezon

Anlat Bakalım’la ilgili pek çok özel dosya düşünüyorum ve katılacak olan arkadaşla ilgili üzerine konuşuyoruz. Ama araya şöyle Masters of Sex’in üçüncü sezonunu alalım dedim. Tabii ki dizi deyince aklınıza ilk kim geliyor 🙂 Evet Anlat Bakalım’ın ilk konuğu da olan ve orada da dizi konuştuğumuz Oscar Boy‘un kurucusu Umur Çağın Taş. Filmekimi haftası olmasına rağmen tüm yoğunluğunu içinde sağolsun zaman ayırdı. Bir kez daha kendisine teşekkür ederek Masters of Sex’in üçüncü sezonu ile ilgili sohbetimizin tadını çıkarın diyorum.

0

Açıkçası Masters of Sex’in 3. sezonuna başlamak oldukça zor oldu benim için Umur. İkinci sezona resmen ikimiz kan kusmuştuk.  3. Sezonun ilk bölümü yine bende aynı izlenimi bıraksa da ikinci ve üçüncü bölümle işler değişti. Önce o sıkıcı havası dağılmaya başladı. Ve dizi giderek eski ihtişamına kavuşmaya başladı. Ben şu anda geldiği noktadan çok memnunum.

Ben de Faruk. İlk sezonda çok şey vaat eden biri dizi olduğunu düşünüyorum Masters of Sex’in. Kısa süre içerisinde hepimizin “tüm zamanlar” listelerini zorladılar. O yüzden geçen yıl iş biraz pembe diziye kayıp dizi yolunu kaybedince çok üzülmüştüm. Ama dediğin gibi toparladılar ve eski ihtişamına kavuştukları gibi start aldıkları noktadan çok daha ileriye taşıdılar bence hikayeyi. Artık karakterlerin dünyasına alıştığımız için tam bir lokomotif gibi işliyor her şey.

Josh Charles’ın kadroya alındığından haberim yoktu. Resmen bana sürpriz oldu. Ben hala Ethan Haas karakterini bekliyordum. İkinci sezonun finaliyle o izlenimi vermişti. Ama Josh Charles kesinlikle taze bir kan oldu. İlk gördüğümde sevinsem de “acaba?” sorusu kafamı kurcalıyordu. Ama dizi için kanımca çok önemli bir yere geldi. Bir aşk üçgeni yarattı. Biz milletçe pek severiz bu detayı 🙂 Kısaca diziye bir canlılık getirdiğini düşünüyorum.

Masters of Sex’in biraz dışına taşmış olacağım ama, ben daha çok Josh Charles’ın kariyeriyle yapmaya çalıştığı şeyden çok memnunum. The Good Wife’dan aniden ayrılınca ufak çaplı bir kalp krizi geçirmiştim ve açıkçası tutmuş bir diziyi bırakmasının sebebi ne olabilir diye merak ediyordum. Hem Masters of Sex’de, hem de Inside Amy Schumer’da neden bu kadar radikal bir karar aldığını anladık diye düşünüyorum. Tekrar konuya dönecek olursak… Evet, ben de Josh Charles’ın karakterinin hikayeye verdiği yönden çok mutluyum. Üstelik tek boyutlu sıradan bir beyaz atlı prensi de oynamıyor. Neredeyse Bill kadar kusurlu bir adam. Ama Virginia’nın kendini bulabilmesi için böyle bir dış güce ihtiyacı vardı.

Kesinlikle. Hala Will’i oynasa da 🙂

Değil mi? Onun da tadı var biraz aslında. Her şeye hakim ve ne istediğini bilen bir adam. Ama çocuk ruhlu değil. Alicia ile Will arasındaki dinamikler daha bir lise aşkı gibiydi. Buradaki karakterler de çok gelişmiş sayılmaz. Yine de bir ununu elemiş, eleğini asmış tadı alıyorum.

1

Senin üçüncü sezon değerlendirmeni okurken şuna dikkat çektiği gördüm: Annaleigh Ashford-Sarah Silverman hikayesine itirazın var. Buna katılıyorum. Hatta ben baştan Betty karakterine çok ısındığımı söylemeyeceğim. Bence öyküsü hep yama gibi duruyor.

Ben ilk sezonda Ashford’a yazılan hikayeyi çok sevmiştim. Bir de araştırınca esasında Broadway’de çok saygı duyulan bir aktris olduğunu öğrendim. Böyle tiyatrodan gelip bir anda ünlenen insanlar görünce mutlu oluyorum. Yani resmen kukla ettiler artık Betty’yi. Tüm gidişat ana karakterler üzerinden olmasın çabasını anlıyorum, ama mesela onun yanında Caitlin FitzGerald’ın karakterini getirdikleri noktayı görünce Betty’nin anne olma çabaları bana taslak olarak bir kenarda kalması gereken bir fikirmiş gibi geliyor.

Ya Barton ve Margaret’ın dönüşü? Ben iki karakteri fazlasıyla seviyorum. Ve bence bu sezonla öykülerinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anladık. Margaret karakteri belki yine köşesine çekildi gibi oldu da ben ikisini izlemekten acayip keyif alıyorum.

Ben oradan da şikayetçiyim biraz. Allison Janney ve Beau Bridges’ı ilk sezonda bırakmış olmayı yeğlerdim. Hani geçen sezon Bill ile Virginia’nın otele tıkıldığı bir bölüm vardı, buram buram Emmy kokan. Sırf ödül alabilmek için yazıyorlarmış gibi geliyor bana bunları. Yalnız özellikle Janney’nin kısmına şikayet edemiyorum. Çünkü dizinin üçüncü sezonda edindiği feminist tavra cuk oturuyor. Yaşı 40’ın üzerinde, ama hala cinsel hayatında yeni heyecanlara açık kadın karakterleri görmek sinemada nasip olmadığından Masters of Sex’in böyle bir karaktere yer ayırıyor olması hoş bir detay.

3

Bence burada bir çıkış göremediler ve tutan bir formüle sarıldılar. Yine bir diğer dönüş Jane karakteri ile Heléne Yorke’den geldi. Jane’i ilk sezonda çok sevmiştim.  Gidişine çok sinir olmuştum. Ama dönüşü beklediğim etkiyi yaratmadı.

Figüran. Fİ-GÜ-RAN. Ben tanımakta dahi güçlük çektim kadını. Geçmişe nasıl bir sünger çektiysem. Kadın hakkında diyecek başka bir şey bulamadım Faruk 🙂

Bu sezon gelmesine bir anlam veremedik zaten. Ben sevdiğim için aklımda yer edinmişti. Peki dizi bu sezon çok iyi bir dramaya dönüşmedi mi? Yani çocukların büyümesiyle -dediğin gibi- kusurlu karakterlerin artık herhangi bir kaçışının olmaması. Hem Bill hem de Virginia için. Her şeyin dağılmasına bayıldım.

Ve öyle bir dağınıklık ki bu aynı zamanda iki karakteri de en stabil hallerine sürüklüyorlar şu an. İlk kez hem Bill, hem de Virginia her şeyi yıkıp baştan inşa edecek olsalar da kendileri için doğru seçimleri yaptılar. Gerçekten 2015/16 sezonunda Masters of Sex kadar iyi tasarlanmış başka bir dramayla karşılaşır mıyız bilemiyorum. Muhtemelen eleştirmenlerden gelen TV ödülleriyle yetinmek zorunda kalacaklar. Ama üçüncü sezon kesinlikle Emmy’nin büyük dallarında Game of Thrones’larla, House of Cards’larla yarışmayı hak ediyor.

Final bölümünü bu denli güçlü beklemiyordum. Evet işler gittikçe iyiye gitmişti ama final bölümü beklediğimin ötesindeydi. Büyük bir heyecanla izledim. Bir anda o son sahnenin Casablanca mizansenine dönüşmesini bile bekledim. Bence çok iyi bir noktada bitirdiler.

Ben çok korktum son ana kadar tekrar Bill ve Virginia birleşecekler diye. Neyse ki risk alacak kadar cesurmuş Masters of Sex yazarları. Tırnaklarımı yiye yiye izledim her anını. Hele ki Michael Sheen ile Caitlin FitzGerald’ın hapisanedeki sahnesi. Üç senedir hep bu anı beklemişim meğer de haberim yokmuş.

2

O hapishane sahnesine ben de bayıldığımı söyleyerek bir itirafta bulunayım da sen biraz sevin. Şimdi biliyorsun sen Lizzy Caplan’a sayıp söverken ben Michael Sheen’e iyi ayak uydurduğunu düşünüyordum. İşin ilginç yanı bu sezon oyunculuğu gözüme batmaya başladı. Acaba senin karalama kampanyaların bir algı mı oluşturdu 🙂

(Tabi öncesinde bir kahkaha atıyor!)Bence Lizzy Caplan kendini geliştiremeyen ve hep aynı tonda oynayan bir oyuncu. İlk sezon Virginia karakterine fiziksel olarak uyduğu için sevilmesini anlayabiliyorum, ama elbet bir nokta da ipler kopacaktı. Sen de geç kalmış sayılmazsın 🙂 Sürekli ciddi görünmek için göz kapaklarını açmalar, “O” şeklinde dudak yapıp kelimelerin arasına uzun duraklamalar koymalar… Bu yıl diğer kadınların rolünün artmasına biraz bu yüzden de sevindim. Çünkü Lizzy Caplan’ın daha az görmek zorunda kalıyoruz. Gördüğümüzde de ya Josh Charles’la cilveleşiyor, ya da çocukları tarafından paylanıyor.

Bitirirsek sonraki sezon için oldukça ümitliyim. Ve bir kez daha bir hezimet yaşamak istemiyorum. Umarım yine en az bu güzellikte bir şey çıkarırlar.

Ben artık yoldan çıkacaklarını pek zannetmiyorum. Ya da öyle umuyorum diyelim. İlk sezondaki acemilik ikinci sezonda ödül sevdasına dönüşmüştü. Bu sene artık her şey rayına oturdu. Bundan sonra ellerinde harikalar yaratabileceği üç karakter var. Bill’in oğlunu da ekleyip dört diyeyim hatta. Tek bir isteğim var, o da Libby’nin mutlu olması. Peçeteye yazıp Michelle Ashford’a göndereceğim.

 

Yazıyı Paylaş