Mad Men: Final

Mad Men ile yolculuğum çok uzun zamanlara dayanmasa da geçen sene büyük bir iştahla koca altı sezonu mideye indirmiş ve son sezonu kıyısından yakalamıştım. Büyük bir televizyon geçmişim olmamasına rağmen izlediğim her dizi için “ama bir Mad Men değil!” cümlesine canla başla sarılmamı sağladı. Bütün karakterlerle içli dışlı olduktan sonra diziye veda etmek adeta sevdiğin birisiyle ayrılmak gibi. İlk altı sezonda takdir edilesi bir grafiğe imza atan Mad Men’in final sezonu kimseyi şaşırtmadı ve üzerimizde derin izler bıraktı. Aradan biraz zaman geçmesiyle ancak cesaretimi toplayarak bir şey söylemek için ekran karşısına geçtim.


Final sezonu hakkında gevezelik etmeden önce biraz önceki sezonlar hakkında konuşalım. Efendim, diziye başlar başlamaz Mad Men’in yarattığı evrene adapte oldum. Zaten dizinin realist tavrı olaylara yabancı kalmanıza izin vermiyor. Keza erkek hegemonyasının başını alıp yürüdüğü reklam sektörü, aldatan erkekler, yanlış kararlar veren ebeveynler… Fakat Mad Men’de şöyle bir şeytan tüyü var: Evet herkes bencil! Ama buna rağmen karakterler o kadar sahici yaratılmış ki bir süre sonra karakterlere bayıldığınızı keşfediyorsunuz. Nihayetinde “hepimiz bencil ve hatalı varlıklarız” diyerek bunu sineye çekiyoruz. Hiçbir sezonda hayal kırıklığı yaratmayan Mad Men, altıncı sezonda biraz ivme kaybetti. Sanırım her sezonu muhteşem kılan Mad Men o sezon sadece iyiydi. Bu yüzden göze batan bir durum halini almıyor. İşin özü Mad Men her zaman kitlesini memnun etmesini iyi bildi.

538397b09f1b77a839307c7a_bert-cooper
Gelelim final sezonuna! Herhalde yedinci sezon, beşinci sezondan sonraki en stilize işti. Her bölümüyle ağzımızın sularını akıttı. Şaşırtmayı bildiği gibi duygusal olarak sinirlerimizi harap etti. Dizinin bitişine tanık olmak inanılmaz bir duyguydu. Final sezonunun en doğru hamlesi kanımca bir süre sonra her şeyin bir nevi Don Draper’ın manevi yolcuğuna dönüşmesi. Canla başla son birkaç bölümde bu fikrin nereye varacağını düşünürken finali büyük bir sabırsızlık ile bekledik. Final bölümü ise biraz beklentilerimizin altında kaldı. Hatta “bu sezona yakışmadı” bile diyebiliriz. Her şeyden önce final bölümü kendisinden önceki birkaç bölümün yakaladığı karanlık havayı tamamen bozuyordu. Kağıt üzerinde Don Draper için düşünülen son iyi olabilir. Fakat işleyiş biçiminden emin değilim. Son birkaç bölümüyle aklımızı başımızdan alan mizansenlerle ve müziklerle kapanışı yapan Mad Men finalde bunu gerçekleştiremedi. Daha doğrusu tercih ettiği son buna engel oldu. Coca Cola reklamı iyi bir fikir olabilir ama beni tatmin etmedi.

552ea47116d0331d2b4d774b_madmen-season-7-episode-8-10
Peki spoiler vermeden finali nasıl özetleyebilirim? Sanırım İkinci Bahar’ın finali anahtar ipucu olabilir. Bir şekilde dizinin yaratıcıları izleyicisine vefa borcunu ödemek istedi. Sonuçta “evet hepsinin nasıl mutlu olduğunu gördük” cümleleriyle diziyi uğurladık. Bütün bunlara rağmen final bölümünde gözyaşlarımı tutamadım. Bu da vedanın bir reaksiyonu olsa gerek.

Satırlarımı bitirmeden Mad Men’in yedinci sezonundaki müzik kutusuna bakalım: David Bowie’den Space Oddity ve Buddy Holly’den Everyday’i duymak şahaneydi. Bu ikisinin dışında Brian Hyland’tan Sealed With A Kiss ise hayatımın en güzel keşiflerinden biri oldu.

Mad Men ile iyisi ve kötüsüyle bir aile olmuş gibiydik. Don’ı, Peggy’si, Pete’i, Joan’ı, Roger’ı ile.. ve daha niceleriyle… Sanırım hayat devam edecek ve her zaman Don Draper o gökdelenlerden sonsuzluğa doğru düşecek.

 

Yazıyı Paylaş