Kill Your Darlings

II. Dünya Savaşı’nın seyir halinde olduğu günlerde geçen Kill Your Darlings, o dönemin pek dinlenen şarkısı Lili Marlene ile kulaklarımızı mest eden bir girizgah yapıyor. Radyodan yükselen dünya karmaşası tüm çıplaklığıyla odadan süzülürken Allen Ginsberg, tanık olacağı ve yaşayacağı olayların çok uzağında bir ruh haleti içerisindedir. Birkaç saat sonra Columbia Üniversitesi’ne kabul edildiğini öğrenecek ve kariyerinin başlangıcına  adım atacaktır.

kill-your-darlings-graphic

Kill Your Darlings’in kurgusu bir ‘neden-sonuç’ ilişkisi içerisindeymiş gibi ilerlese de filmin temel derdinin bu olduğunu düşünmüyorum. Tüm patikalarının bir aşk üçgenine çıktığı Kill Your Darlings’in dümeni hep duygulardan yana oluyor. Bilinçli bir tercih ile yapılan ‘kim ne yaptı?’ sorusunun aksine film, anlık ruh yansımalarını yakalamayı amaçlıyor. Bu ruhun en büyük besin kaynağı olan Lucien Carr, çok katmanlı camdan bir dünya inşa ediyor. Bu katmanlar arasında beat kuşağının tüm sınır tanımazlığının cereyan etmesi bir süre sonra Lucien’in mahreminde bir tehdit oluşturuyor. Üstelik Lucien’in her adımının başka bir çatlağa sebebiyet vermesiyle döngüsel bir çıkmaza giren her bir karakterin eylemlerinin hedefi yine Lucien oluyor. Bu ayrı motivasyonlar yine filmin lehine işliyor ve hikaye bunun meyvelerini fazlasıyla alıyor. Nitekim Allen Ginsberg üzerine fazlasıyla oynayan film, karakterin hamlıktan çıkma safhasını da misyonuna ekliyor. Hatta bu sürecin sonunda artık olgunlaşmış olan Allen Ginsberg’in başarısının asıl bundan sonra vuku bulacağı, hocasının gönderdiği fütürist bir notla mizansene taşınıyor. (arka planda radyodan gelen savaş zaferinin naraları…)

Yeniyetme bir delikanlı olan Allen Ginsberg’e hayat veren Daniel Radcliffe sınırlı yeteneklerinden kaynaklı zaman zaman aksamalar yaşıyor.  Yalnız Radcliffe’in büyük bir efor sarf ettiğini kabul etmek gerek. Bir yıldız olma yolunda ilerleyen Dane DeHaan ise filmin en önemli oyunculuğuna imza atıyor.

John Krokidas ilk uzun metraj deneyimiyle naif bir örgüye ilmik atıyor. Ara ara avangart tercihleri ile cesur bir yaklaşım sergileyen film totalde dengeli bir yapı oluşturuyor. Filmden sonra “bütünüyle deneysel ve keskin bir çalışma nasıl olurdu?” sorusu ise aklımın bir köşesinde takılı kaldı.

3.0 Stars

 

Yazıyı Paylaş