Joy

joy-DF-04076_R2_rgb (1)

“David O. Russell  bir daha American Hustle’dan daha kötü bir şey çekemez” dedikçe kendisinin aksini ispatlamaya çalışırcasına, hala izlemediğim -dışardan filme bile benzetemediğim- Accidental Love ile gelmesi yetmezmiş gibi, Joy felaketini izleme şerefine nail oldum. Bunu söylemekte de fayda var: Ben Joy’u sevmeye hazırdım. Kaldı ki fragmanını da beğenmiştim ve David O. Russell bize American Hustle hezimetini unutturacak diye düşünmüştüm. Ama tahmin etmezdim ki American Hustle’ın Joy’un yanında başyapıt gibi duracağını.

Bazı filmler için birtakım şeyler yanlıştır ya da zamanlaması doğru değildir. Böylelikle filmde tutmayan bir maya vardır. Bunu kabullenir, işin içinden sıyrılırız. Fakat Joy için her şey yanlış. Yapmak istediği, yapmaya çalıştığı, yapabildiği bütün hamleler sorunlu. En başta herkesin diline doladığı kurgu meselesi. Yani robot gibi ben de tekrar etmekten hoşlanmıyorum fakat öyle böyle değil.  Göz yumulacak bir şey hiç değil. İlk yarı resmen kurgu leşliği, katliamı. Geçişlerin basitliği, karakterlerini yerli yerine oturtmadan olaya bodoslama girişi, adeta sinema-televizyon bölümünden yeni mezun olmuş hayalperest bir gencin kurgu çalışması gibi. Ciddi ciddi Joy’un ham kurgusunu izleyebilmiş olacağımızı düşündüm. Sanki yapımcı ödül sezonu için heyecanlanmış da David O. Russell kurguyu bitirmeden screener’ı Akademi’ye göndermiş gibi.

joykyle (1)

Joy’la ilgili senaryo aşamasında ne düşünüldü bilmiyorum ama arafta kaldığı kesin. Ne tam anlamıyla bir masal olmayı becerebiliyor, ne de ayakları yere sağlam basan bir dramaya dönüşebiliyor. İkisi birlikte hiç değil. Yan karakterlerin neye hizmet ettiğini geçtim ana karakter olan Joy’da bile herhangi bir özenmişlik yok. David O. Russell’ın mizahı ne alemde derseniz de ben filmin komedi türü olduğunu, filmi izledikten sonra Imdb’de takılırken gördüm, öyleymiş. David O. Russell’ın en baba filmi Silver Linings Playbook’ta bile yönetmenle arasına mesafe koyanlar oldu. Joy’u gördüklerinde ise kaçarak uzaklaşacaklardır.

Jennifer Lawrence, Robert De Niro, Bradley Cooper’ın yine  David O. Russell  ahbaplığından kadroya girdiği Joy’da bu kez buna itiraz etmeyeceğim. “Çok sıkıldık aynı kadrodan” dersem taş olurum bu sefer. Çünkü Joy’u izlenilebilir kılan tek şey sevdiğimiz bu oyuncular. Bunları çıkarın daha az tanınır, daha az sevilen oyuncuları koyun bu filme David O. Russell’ı Hollywood’tan sürerler. Tutup da bu rezaletin içinde performansları şöyleydi, böyleydi lükslüğüne girmeyeceğim.

Sözün kısası, Joy’un hayal kırıklığı falan olmasını geçtim, David O. Russell’ın böyle bir şey çekmesini yakıştıramadım. Artık gönüllerimizi kazanmak için gidip bir Little Miss Sunshine mı yoksa Sideways mi çeker bilmiyorum ama işlerin bundan sonra kendisi için çok zor olacağı kesin.

1.5 Stars

 

Yazıyı Paylaş