Inside Llewyn Davis

inside-llewyn-davis-suburbs-tv-spot

Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt’te “Yalnızlık: Bu, dünyanın en eski asaletidir.” diye bahseder. Ve bir sahne belirir:  Llewyn, Jean’e küçümseyici sözlerle düzenli bir hayat, ev ve iyi bir eş adayına ulaşınca ideallerinin biteceğini fısıldar. Sihirli sözcüğü ‘idealler’ üzerine, bir elinde gitar ve valiz diğer elinde ise peşine takılmış bir kediyle soğuk bir kış mevsiminde oradan oraya sürüklenirken dünyanın en eski asaleti olan yalnızlığın deminden bir yudum alıyor. Gelin görün ki bu yudum her ne kadar cazip durursa dursun Llewyn Davis’in yolunu Kaybedenler Kulübü’ne sevk etmekten kaçınmıyor. Cebinde beş kuruşu olmayan Llewyn’in ailevi bağları kopuk, kısa süreli ilişkilerinin enkaz silüetleri hala peşindedir. Llewyn’in yarattığı buzdan dünyası attığı her adımın hışmına uğramaktadır.

Inside Llewyn Davis, 60’lı yıllarda yaşayan folk müzisyeni  Dave Van Ronk’ın yaşamından esinlenerek ekranda hayat buluyor. Hatta Inside Dave Van Ronk albümünden yola çıkarak filmin ismi ve ana teması oluşturuluyor. Llewyn Davis deniz filosunu bırakmış, küçüklükten beri iç içe olduğu müzik dünyasında istediği başarıyı elde edememiş bir müzisyendir.

Inside Llewyn Davis sinemada biraz daha mütevazi sayılan fakat kendi içinde büyük söylemler taşıyan yalnızlık olgusunun peşine takılıyor. Sadece bir betimleme ile kalmayıp Llewyn’in içine doğru büyük bir yolculuğa çıktığımızı iliklerimizde hissediyor, derya fırtınalarında biz de rotamızı kaybediyoruz.  Llewyn Davis’in en temel sorunu Coen Kardeşler’in A Serious Man filmindeki gibi bir talihsizlikler komedyasında olmayıp, sorunun aslında ‘kendisi’ olmasıdır. Buram buram narsizm kırıntıları kokan Llewyn’in trajikomik hayatı kendi yarattığı kelebek etkileriyle boğuluyor. Hassas bir dönemden geçen Llewyn’in, aralarına soğuk suların girmiş olabileceği ve birlikte şarkı söylediği arkadaşı Mike yakın zamanda intihar etmiştir. Buna ek olarak Llewyn, Mike’ın ön planda olmasının dayanılmaz ağırlığını ve bunun yarattığı vicdan muhasebesini yaşamaktadır.  Arkadaşlarını, babasını ve Jean’i küçümseyen fakat onlara her daim muhtaç olan Llewyn’in her daim ‘loser’ bir karaktere dönüşümü kaçınılmazdır. Llewyn’in hikayenin büyük bölümünde adeta çölde vaha arayışı ta ki ruhani The Gate of Horn yolculuğunu gerçekleştirmesiyle ile düze çıkıyor. Karakter  burada hamlıktan çıkıp pişmeye başlıyor. En azından yeni bir yol önümüze çıkıyor. Bu uzun yolculuktan sonra Llewyn Davis eski çaldığı mekana döner, beklemediği bir ziyaretçisi vardır, mekanda Bob Dylan’ın ses tınısı yükselir. Tüm gidişat Llewyn’in artık kutsal aydınlanmayı gerçekleştirdiğini işaretler. Fakat son karede “Bu hala bizim eski Llewyn” demekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Coen zekasının bu fütursuz ama bir o kadar yaratıcı sahnesi A Serious Man’e benzer bir karmaşa yaşatıyor. Tüm bu hengamede filmin isminin neden Inside Llewyn Davis olduğu tüm lezizliğiyle ifşa oluyor.

Inside-Llewyn-Davis-10

Coen’lerin karakter yaratmadaki maharetleri Inside Llewyn Davis’te de işliyor. Llewyn Davis satır satır içimize siniyor. Araba yolculuğunda gördüğümüz Roland Turner’dan tutun da Llewyn’in peşine takılan kedimiz Ulysses’e kadar her yardımcı karakterin, hikayeyi doğru yerde ve zamanda beslediği görülüyor.

Coen Kardeşler, 60’ların Amerika’sını işlerken usta görüntü yönetmeni Bruno Delbonnel’i arkalarına alarak her zaman ki tarzlarına uygun, akıllarda yer edinecek bir performans çıkarıyorlar. Kulaklarımızı mest eden birbirinden değerli şarkılar 2013’ün başına gelmiş en güzel şeylerden biri oluveriyor.

Satırları özetlemem gerekirse; Inside Llewyn Davis, günümüz Amerikan Sineması’nın mihenk taşlarından olan Ethan Coen ve Joel Coen’in yüz aklarından biri daha oluyor. Ve jenerik akmaya başladığında filmin bünyemizde bıraktığı tat, tozlu raflardan aldığımız bir kitabın o eskimiş kokusunu içimize çekmek gibi manidar.

5.0 Stars

 

Yazıyı Paylaş