House of Cards: 4. Sezon

Esasında House of Cards’ı çok daha önce izlemeyi planlıyordum. Fakat geçtiğimiz ödül sezonu araya girince yine ertelemek zorunda kaldım. Dördüncü sezon başlamadan hemen önce diziye başladım. Ve bir çırpıda bitirdim. Özetle House of Cards’a fazlasıyla hayran kaldım. Bir nevi Shakespeare’in modern Macbeth’i diyebileceğimiz dizi, insanoğlunun ezelden beri var olan güç zaafı üzerine nokta atışları yapıyor. Özellikle günümüz hakkında sözünü sakınmayan tarafı fazlasıyla cesur. Nefes kesen ilk sezonun ardından ikinci ve üçüncü sezon hız kesmeden ayrıca kalitesinden ödün vermeden meramını son derece titiz bir şekilde ekrana aktarmayı başardı. Tabii ki dördüncü sezonla ilgili herkesin bir beklentisi vardı. Kanımca hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacak bir sezonla karşı karşıyayız.

Dördüncü sezon pek çok duyguya oynuyor ve de iyi oynuyor. Giriştiği bütün numaraların hakkını veriyor. Senaryo her zamanki gibi tıkır tıkır işlerken, dizi seyircinin seveceği patikalara sık sık uğruyor. Önceki sezonlara kıyasla gerilimine daha çok ağırlık verdiği gibi, belki de en hüzünlü sezona imzasını atıyor dizi. Üçüncü sezonla birlikte iyiden iyiye karakterlerini sahnenin önüne atarak bütün maharetlerini sergilemesini isteyen dizinin yaratıcıları, bu sezonda da performanslarından ödün vermiyorlar. Özellikle Claire’ın hikaye için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anımsadık. Kaldı ki Frank ve Claire’ın zorlu yollardan geçen ilişkileri yoğun bir hal aldı ama daha nitelikli bir kabuğa büründü. Gündemi yakalayan House of Cards şüphesiz ki en cesur dönemini yaşadı. Hele ki bir final sahnesi var ki tüyleri diken diken ediyor. Şimdiden herkesin dilinde. Sadece bir detayı belki zorlama bulabiliriz ama hikayenin gelişimini göz önüne alırsak, bunun olması gerektiğini anlayabiliyorum.

Kevin Spacey ve Robin Wright’a ayrı bir parantez açmak istiyorum. Rollerine o kadar yakışıyorlar ki… Üstelik üçüncü sezonla birlikte her iki oyuncu karakterleri için daha fazla alan buldular. Böylelikle tadından yenmez iki performansı izleme şansına nail olduk. Kevin Spacey’nin dizi boyunca kameraya konuşması belki Woody Allen sinemasından bu yana gördüğüm en iyi kullanım. Ve her yeni bölüme başladığınızda o anları iple çekiyorsunuz.

Anlayacağınız, House of Cards daima olduğu gibi. Hala tanışmayanlarınız varsa ısrarla önerebilirim. Senaryosu hiçbir zaman fire vermediği gibi oldukça net ve büyük eleştirel bir dile sahip. Onun dışında sinematografisi keza çok başarılı. Dizinin yaratıcılarını cesaretlerinden ötürü tebrik etmek lazım. Hele ki bu sezon için.

 

Yazıyı Paylaş