Far from the Madding Crowd

madding-crowd-2-xlarge

19. yüzyılın önemli klasik eserlerinden, Thomas Hardy’nin kaleme aldığı Far from the Madding Crowd’ı Dogma Akımı’nın temsilcilerinden Thomas Vinterberg’ün çekeceği haberi çoğu kişiyi fazlasıyla heyecanlandırmıştı. Kaldı ki önemli bir cast çalışması gerçekleştiren Thomas Vinterberg dikkatleri ziyadesiyle kendi tarafına çekmişti. Ben de baya meraklı kitle arasındaydım. Ayrıca kitabı okumadığımdan dolayı da filmi bir süredir bekletiyordum. Neyse ki “yeni yılda daha fazla kitap okuyacağım” hevesiyle eseri bir çırpıda bitirdim. Kitaba dibim düştü diyebilirim. Filmi beklettiğim için memnunum ama bir yandan da “kitabı okumasaydım, kesinlikle daha çok severdim” düşüncesini kafamdan atamıyorum.

Thomas Vinterberg’ün Far from the Madding Crowd’la yakaladığı damarı beğendim. Hatta giriş kısmıyla birlikte “sanırım bir başyapıt geliyor” hissine kapılmadım da değil. Baş döndürücü görüntü işçiliği, Craig Armstrong’un elinden çıkma enfes müzikler ve kimyası tutmuş oyunculuklar Vinterberg’ün ne kadar doğru yolda olduğunu gösteriyordu. Bu övgülerden sonra felaket cümlelerini peşi sıra geldiğini düşünebilirsiniz. Hayır, veryansın edecek değilim. Sadece birkaç konuda burun kıvıracağım. Öncelikle kitabın beğendiğim yönü şuydu: Çılgın Kalabalıktan Uzak, bütün dünyaya karşı diş gösterebilen Bathsheba Everdene gibi güçlü bir kadın karakteri merkezine alması hayranlık uyandırıcı. Fakat her insan gibi zaafları olan Bathsheba’nın seçimlerinin adeta kelebek etkileriyle başka insanlarının hayatına yön vermesi, kusursuz güzelliğinin en talihsiz tarafı. Daha da önemlisi Thomas Hardy, bu kelebek etkilerinin her birine başrol biçtiği üç erkek karakterin (Gabriel, Boldwood, Troy) Bathsheba’dan önceki ve sonraki hayatlarını etkileyici bir şekilde tasvir ediyor. Bu yüzden metnin önemli bir feminist yanının akabinde, dört karakteri derinlemesine incelemesi birkaç bakış açısıyla bakmamıza olanak sağlıyor. Şimdi film tarafına geldiğimizde ise Bathsheba Everdene ve Gabriel Oak neredeyse kusursuza yakın perdeye aktarılmışlar. Gelin görün ki aynı cümleyi William Boldwood ve Francis Troy karakterleri için söyleyemiyorum. Elbette metinden uzak bir tasvirleri yok. Buna rağmen bence eksik bir anlatımı var. Nitekim Boldwood’un düştüğü acınası durum kitabın en önemli dramatik ayağıydı. Filmde ne yazık ki bu duyguya yeterince kapılamıyoruz. Hatta yer yer yanlış karakter analizi yaptıklarını bile düşündüm. Çok üstünkörü geçilmiş. Troy karakteri ise damdan düşer gibi geliyor. Kabul ediyorum kitapta da böyle bir his alıyordunuz ama orada bittiğinde her şey yerli yerine oturuyordu. Burada ise çiğlik söz konusu. Ayrıca kitabın çok sevdiğim iki bölümünü de katlettikleri için teşekkür ediyorum. Thomas Vinterberg keşke biraz daha süreye oynasaydı ve konuyu daha fazla yayabilseydi. Hatta bu cast ve rejiyle bir mini dizi çekseydi tadından yenmezdi.

Velhasıl “kitapla kafayı yemiş biri” imajım itici gelmiş olabilir. İnanın her satırın filme aktarılması gerektiğini düşünen delilerden değilim. Sadece ruhu korusun yeter. Film bu ruhu kısmen oluşturmayı becerebilmişse de yer yer bu tadı bozan ayrıntılara kapılıyor.

Bir cast çalışması ancak bu kadar başarılı olabilirdi. Her tercih o kadar yerinde olmuş ki… Carey Mulligan tam anlamıyla Bathsheba Everdene olmuş diyebiliriz. Son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız Matthias Schoenaerts, “herhalde başkası Gabriel Oak’u bu kadar iyi canlandıramazdı.” dedirtiyor. Michael Sheen’i izlemeyi fazlasıyla seviyorum. Dediğim gibi keşke senaryoda karakterinin üzerine biraz daha düşülseydi ve kendisini daha fazla izleyebilseydik. Son olarak Tom Sturridge doğru tercih diyerek bu faslı da kapatayım.

Yazıyı sonlandırırsak Far from the Madding Crowd, bir uyarlama enkazına dönüşen sinema perdesinde bir nimet. Joe Wright çekmedi mi bu tür başarılı dönem uyarlamalarını kaç yılda bir görüyoruz ki? İsteğim filmi daha fazla, çok daha fazla sevmekti. Sanırım batırmadıkları için minnettar olmalıyız.  Bir de Carey Mulligan ve Michael Sheen’in birlikte seslendirdiği Let No Man Steal Your Thyme’ı ara ara dinlemeyi ihmal etmeyin.

3.5 Stars

 

Yazıyı Paylaş