En İyi 5 Paul Thomas Anderson Filmi

Inherent Vice sebebiyle Paul Thomas Anderson’ın filmografisini şöyle yeniden silip süpürmüşken yönetmene ait favori filmlerimi şöyle bir sıralayayım dedim. Günümüz Amerikan Bağımsız Sineması’nın en önemli yönetmenlerinden olan Paul Thomas Anderson’ın Hard Eight (Sydney) ile başlayan kariyerinin geldiği nokta takdire şayan. Her daim beklentilerimizi boşa çıkarmayan (en azından benim) Paul Thomas Anderson’ın kariyeri şimdiden çoğu yönetmeni kıskandırtacak cinsten. Yönetmen hakkında bir iki gevezelik ettikten sonra iyisi mi ben favorilerime geçeyim.

 

1. There Will Be Blood

1

Upton Sinclair’ın Oil romanından uyarlanan There Will Be Blood kapitalizm ve din üzerine sert bir eleştiri sunarken ikisini sürekli olarak karşı karşıya getiriyor. Anlatımını her kademede katılaştıran There Will Be Blood karakterler arasındaki çatışmalardan dehşete düşüren sonuçlar elde ediyor. Sadece Paul Thomas Anderson’ın zirve noktası değil ayrıca 2000’lerin en sağlam birkaç işinden biri. Daniel Day-Lewis metot oyunculuğuyla sinema tarihine Daniel Plainview karakterini armağan ediyor. Film, senaryosundan teknik işçiliğine kadar bir sinema şöleni.

 

2. The Master

2

II. Dünya Savaşı’nda deniz donanmasında görev yapan Freddie Quell, savaşın bitmesiyle toplum içerisine katılır. Yalnız toplumsal normların pek dışında olan Freddie’nin yolu bir yapılanma içerisinde olan Cause Tarikatı’nın lideri Lancaster Dodd ile kesişir. Yine There Will Be Blood benzeri soruları gündeme getiren Paul Thomas Anderson’ın saf sinema dili benzer şekilde vuku buluyor. Joaquin Phoenix ve Philip Seymour Hoffman’ın karşılıklı kompozisyonları büyüleyici. Jonny Greenwood’u burada es geçmek istemiyorum. There Will Be Blood’taki gibi yine muazzam parçalara imza atmış. Film, seyirciyi ikiye bölse de ben hayran kalan kısımdanım.

 

3. Boogie Nights

3

Paul Thomas Anderson’ın tanınırlığını tam anlamıyla sağlayan Boogie Nights bir porno yıldızının yükseliş ve çöküş hikayesini anlatıyor. Çok karakterli senaryolara olan hakimiyetini ilk kez Boogie Nights ile kanıtlayan Anderson’ın bu filmi çekerken 27 yaşında olduğunu bilmek bile heyecan verici. Anderson’ın ortaya çıkardığı keskin mizah, filmin aksamayan temposu ve dinamik kamerası ile buluşunca ortaya bir şaheser çıkıyor. Kariyerinin en keyifli filmlerinden biri.

 

4. Inherent Vice

inherent-vice-joaquin-phoenix-katherine-waterston

Inherent Vice ile yine çok karakterli bir senaryoya dönen PTA riskli bir işe kalkışıyor. Seyircinin adaptesini oldukça zorlayan Inherent Vice aslında çok incelikli bir iş. Karakterlerin ve olayların absürtlüğüyle bir kimya ortaya çıkarmaya çalışan PTA işin üstesinden geliyor. Fakat dediğim gibi film herkesi açmayabilir ama gardını bir kırdınız mı kendinizi filmden alamıyorsunuz. Oyunculuklara değinmeye gerek var mı? Sadece Josh Brolin’e dikkat!

 

5. Punch-Drunk Love

5

Elbette Paul Thomas Anderson bir aşk hikayesine elini atsa da alışılmışın dışında bir romantik-komediye imza atıyor. Yine seyircileri ikiye bölen bir yapım olsa da kendi adıma filmi her izlediğimde keyif alıyorum. Barry Egan’ın manik depresif sancılarıyla ve çevresindeki insanlarla olan iletişimi üzerine inanılmaz bir büyü yakalayan PTA, Adam Sandler’a kariyerinin en düzgün işlerinden birini kazandırıyor.

 

Yazıyı Paylaş