En İyi 5 David Fincher Filmi

2014 ile bağımızı yavaş yavaş koparmaya başlamışken listelerimizde gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Bildiğiniz üzere bu sene Gone Girl ile David Fincher bir kez daha ekranda arz-ı endam etmişti. Gone Girl’ü herkes gibi sevdim. Fakat filme aman aman bayılanlardan değilim. Bu film vesilesiyle, daha doğrusu yazı konusunda sıkıntılı bir dönemde olduğum için David Fincher’ın kendi çapımda en iyilerini yazmaya karar verdim. Kariyerinin başlangıcından itibaren aslında çok da kötü filmleri olduğunu düşünmediğim David Fincher çoğu kez bizi şaşırtmayı başardı. Filmografisini şöyle bir sıralayalım; ama eminim itirazlar da gelecektir.

 

1. The Social Network

The Social Network

Yapım öncesi “Bir Facebook hikayesinden ne çıkabilir?” aforizmasına dönüşen muhabbete kendimizi kaptırdığımız fakat filmin ardından “Fincher varsa erken konuşmamak lazım.” düsturuna resmen geçiş yaptığımız filmdir. The Social Network başlı başına bir senaryo harikası. Aaron Sorkin’in tıkır tıkır işleyen kalemi ve katman katman ilerleyen kurgusuyla The Social Network sadece Fincher’ın değil ayrıca 2000’lerin en sağlam işlerinden biri.

 

2. Se7en

9

Se7en, yönetmenin elini attığı çoğu şeyi altına çevirme huyunun en güzel örneklerinden biridir. Filmografisine baktığımızda Fincher’ın polisiye-gerilim türünde çok sağlam işleri var. Se7en bu anlamda hem yönetmenin hem türün en kıymetli yapımlarından. Pek çok referanslar kullanarak ve bunları ilmik ilmik sonuca götüren Fincher bir seri katilin analizini ortaya çıkarıyor. Tabii işin polisiye yanını da önemli bir şekilde filme yedirebiliyor. Nitekim sonuç, 90’ların en önemli filmlerinden biri oluyor.

 

3. Fight Club

10

Çoğu David Fincher müdaviminin listenin zirvesine yerleştireceği Fight Club’a kayıtsız kalmak mümkün değil. Heba olan bir nesil adına birkaç kelamı olan ve bunu da doğru bir şekilde anlatabilen Fight Club, modern dünya üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri. Her diyalogunu neredeyse her zaman bir köşe başında duyabilir veya görebiliriz. Bir efsaneye dönüşmüş olan film, Fincher’ın yönetmenlik adına maharetlerini gösterebildiği en iyi işlerinden. Üzerine çok yazmadan birkaç ipucu ile bile filmin kafasına tekrar erişmek mümkün. Şimdilik Tyler Durden ve sabun yeterli olur mu?

 

4. Zodiac

Zodiac

Hala kimliği belirsiz olan Zodiac seri katilinin öyküsünü perdeye aktarmaya çalışan Fincher bir kez daha hünerlerini sergiliyor. Herhangi bir yola sapmadan hikayeye oldukça sadık kalan Zodiac filmi tüyler ürperten bir gerilim. Özellikle bu türün geleneğinden dolayı bir sonuca ulaşmak işin en doyurucu kısmıyken bu anlamda riskli bir işe kalkışan David Fincher işin hakkından gelebiliyor. Müthiş bir seyir zevkinin yanında her dakika sorularla cebelleşmemizi sağlayan bir yanı var.

 

5. The Curious Case of Benjamin Button

ll

Çoğu kişinin itiraz edebileceği bir tercihe geldik. The Curious Case of Benjamin Button’ı izlediğim yıl da sevmiştim. Ama aradan uzun bir süre geçmesi vesilesiyle tekrar ekran başına oturdum. Aslında film o yıl hissettiğim bütün duyguları tekrar yaşatmayı başardı. Hayat ve zaman mefhumlarından naif bir dram. Aradan zaman geçmesine rağmen etkisi azalmayan, dönüp tekrar izlenesi filmlerden.

 

Yazıyı Paylaş