Camp X-Ray

“Her şeyi kontrol ediyorsunuz. Ne zaman uyumamızı, ne yememizi söylüyorsunuz. İstemediğimiz zaman bile yemek zorunda olduğumuzu söylüyorsunuz. Bu sizin hayatınız, bizim değil.”

Guantanamo duvarları arasında Ali’nin Amy’e karşı böyle bir serzenişte bulunması, kurulması kolay olmayan bir arkadaşlığın reaksiyonu. Nitekim bu reaksiyonun oluşma sebebi Amy’nin Irak Savaşı sırasında Guantanamo’da mahkum olan Ali’nin varolan dünyasının tekdüzeliğine önemli bir canlılık kazandırması. Tabii ki iki taraflı duvarların yıkılmasına zaman endeksli tecrübeler vesile oluyor. Amy’nin düşündüğünün aksine girdiği militarizm ve erkek hegemonyasının baskısı altında zincirlerini kırması, otoriteyi karşısına alması; Ali’nin ise bütün gördüklerine rağmen direncini ayakta tutarak Amy’le iletişim kurmaya devam etmesi iki farklı dünyaların insanı olan Amy ve Ali arasında büyük bir bağ kuruyor. Bu anlamda Camp X-Ray, sinemanın birçok kez üzerine düşündüğü şeyleri bir kez daha gündeme getiriyor. Bu iki bireyin hikayesi kuşkusuz yeni bir şey değil. Keza filmin meramı da yeni argümanlar sunmak yerine alışıldık argümanlarla yol tayinini oluşturmak. Çoğu kez bu anlatının etkili olduğu görülüyor.

3

“Snape iyi adam mı bilmiyorum. Ama sen öylesin.”

Camp X-Ray, geçmişte olanı ve olmayanı bir kenara bırakarak odağını dört duvar arasına çeviriyor. Böylelikle ne Amy’nin ne de Ali’nin önceki yaşamlarıyla ilgeniyoruz. Her ne kadar film iki karakterimiz ile ilgili önceki yaşamları üzerine birkaç ipucu verse de bu referanslar üzerine pek kafa yormuyor. Hikayenin büyük bir bölümünde Ali’nin son kitabı hariç bütün Harry Potter kitaplarını okumasıyla aklını kemiren bir soru vardır: “Severus Snape masum mu?” Bütün enerjisini buna veren Ali, Snape’in göründüğü kadar kötü olamayacağını düşünür. Aslında Peter Sattler’ın bütün esin kaynağı da bu. Başından sonuna kadar yapmaya çalıştığı ‘görünenin aldatıcı olabileceği’ ihtimali üzerinde durmak. Bunun malzemesini de en baştan beri hazırlıyor ve nihayetinde Amy-Ali tanışıklığı sorunlu başlıyor. Zaten ondan sonrası bütün iş karşılıklı iki taraflı at gözlüklerini çıkarmak oluyor.

2

Kristen Stewart ve Peyman Moaadi’nin karşılıklı performansları görülmeye değer. İran Sineması’ndan son yıllarda görmeye alışık olduğumuz Peyman Moaadi bir kez daha tüm doğallığı ve gevezeliğiyle filme karşı ilgimizi önemli oranda ayakta tutuyor. Kristen Stewart’ı uzun bir süre eleştirdiysem dahi buradaki tedirgin edici frekansını ben kendi adıma yakaladım.

Peter Sattler’ın ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi olan Camp X-Ray gerilim ve drama açısından ayakları yere sağlam basan bir yapım oluyor. Özellikle finale doğru büyük bir duygusallığa kendini bırakan film bizi de buna dahil etmeyi başarıyor.

3.0 Stars

 

Yazıyı Paylaş