Batman v Superman: Dawn of Justice

maxresdefault

Sinema açısından pek de şahane bir geçmişi olmayan Superman’in Zack Snyder’la imtihanı Christopher Nolan prodüktörlüğünde Man of Steel’le başlamıştı. Snyder’ın böylesine popüler olan bir uyarlamaya zarar verdiğini iddia etmek pek inandırıcı olmasa da, ben eski ciddiyetsiz Superman hikayeleriyle daha fazla eğleniyordum. Bir nevi Nolan’ın Gotham soslu yeni Metropolis şehri bütün ciddiyetiyle Superman’le tanışıyor. Çok geçmeden Batman v Superman projesi gündeme geldi ve beyazperde yolculuğuna başladı. Şaşırtıcı olmasa gerek. İtiraf etmeliyim ki iki süper kahramanın ölümüne düşman kesileceği fikri beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Bilhassa buna Lex Luthor’un sinsi oyunlarının yol açacağını bilerek.

Batman v Superman: Dawn of Justice’ın Man of Steel’in açtığı yolu daha iyi bir yere taşıdığı inkar edilemez. Fakat benim kafamda kurduğum imajın biraz gerisinde kalıyor. Filmin ana teması bütünüyle doğru istikamette; fakat işin senaryo tarafı birçok yerde tökezliyor. Ortada çok dağınık bir hikaye var. Kafamızı bir o yana, bir bu yana çevirmemizi isteyen. Durum böyleyken üzerinde durulması gereken şeylerin üstünden birer birer atlanılıyor, gereksiz detaylarla fazlasıyla zaman harcanılıyor. Wonder Woman başlı başına hikayenin ayağına dolanıyor. Yani karakteri komple çıkarın en ufak bir eksiklik hissedilmez. Aksine topladığı gereksiz ilgi yerle bir olur. İleriki filmler için bir hamle olabilir; fakat Dawn of Justice’ı aşağıya çekiyor. Onun dışında Batman ve Superman’in ölesiye iki düşman olacağı fikrini kendi kafamda fazla abartmış olmalıyım ki hayal kırıklığına uğradım. Bir an için senaristlerin bu durumun altyapısını doğru bir şekilde hazırlayarak, iki karakterin cidden karşı karşıya geleceklerini düşündüm. Fakat en klişe yöntemlere başvuruyorlar. Çözümü ise çok daha komik ve vahim bir durumda. Kötüler cephesinde Lex Luthor’a biraz kafa yorulmuş, Joker numaralarını keyifle izleyebiliyoruz. Başını yakan ise yine senaryonun sığ yerleri. Güzelim planlar yüz ekşitecek ayrıntılara maruz bırakılıyor. Kanımca daha derli toplu bir senaryo olsaydı Jesse Eisenberg’ün yorumu çok daha geniş kitlelerin gönlünü çelerdi. Alfred konusunda Michael Caine’den sonra Jeremy Irons’ın pek şansı yoktu sanırım. Yine biraz da senaryo kaynaklı çok yüzeysel bir çalışma olmuş.

Yine de bütün eksikliklerine rağmen çok kötü diyemiyorum. Kolaj misali yer yer beğendim. Sanırım Christopher Nolan zamanında çıtayı fazlasıyla yükseltti. Onun için bu tür filmlerden bazen daha yüksek şeyler bekliyoruz. Biraz da bunun kurbanı olduk gibi hissediyorum. Yoksa Batman v Superman: Dawn of Justice birçok Marvel zırvasından daha iyi yine.

2.5 Stars

 

Yazıyı Paylaş