TV Dünyası

Blogun yeni bölümü “Anlat Bakalım”a merhaba deyin. Amacım belirli aralıklarla konuk almak ve herhangi bir konu üzerinde sohbet etmek. İlk haftanın konuğu Oscar Boy’un yaratıcısı Umur Çağın Taş oluyor. Konumuz ise televizyon dünyası. Kendisini yakından takip edenlerin bileceği gibi Umur piyasadaki pek çok diziyi takip etmekle kalmayıp sürekli üzerine bir şeyler yazan biri. Dolayısıyla dizi deyince aklıma gelen birkaç isimden biri. Ricamı kırmayarak, vakit ayırarak kendisi ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

 

Öncelikle şunu sorayım: Dizi sektöründe neler oluyor? Çok çılgın bir hal almış durumda değil mi? Bu sektörün sıkı bir müdavimi olarak senin düşüncelerin neler?

Dizi sektöründe çok güzel şeyler oluyor. Bir kere her şeyden evvel televizyon ile Hollywood arasındaki bariyerler tamamen yıkılmış durumda. Eskiden bir sinema oyuncusunun TV dizisinde rol alması alçalma, “attan inip eşeğe binmek” gibi görülüyordu. Ama artık Netflix gibi streaming üzerinden hizmet veren kanallarla kabloludaki HBO, Showtime gibi büyükbaşlar oyunun düzenini epey değiştirdi. Doğal olarak bu değişim de kemikleşmiş sinema izleyicisinin bile haftalık bir bağlılığı sorun olarak görmeksizin televizyona bir şans vermesine sebep oluyor. Ben durumdan epey memnunum. Çünkü entelektüel beklentilerden ziyade hikayedeki zenginliğe bakan bir izleyici olarak tam ağzımın tadına layık işlerle karşılaşıyorum. Dizilerin bir hikayeyi devam ettirebilmek için minimum 600 dakikaları olduğundan inşa ettikleri karakterler de sinemadaki pek çok işe fark atıyor. Ve sanıyorum ilerleyen yıllarda da sektör yüzünü TV’ye çevirmeye başlayıp büyük stüdyoların para kaybetmesine sebep olacak.

Kevin-Spacey-House-of-Cards-Netflix (1)

O zaman şöyle devam edelim. Çok uzun süredir dillendirilen bir konu. Amerikan dizi sektörü şu anda kendi sinema sektörünü geride mi bıraktı?

Kimi yönlerden evet, kimi yönlerden hayır.

Bu yönleri açar mısın? Hikaye veya yönetmenlik gibi mi?

Dört büyük networkde ekrana gelen yapımlar tıpkı büyük bütçeli filmler gibi şirket yöneticileri tarafından sürekli müdahale halinde olduğundan bu dizilerde bir karakter bulmak zor oluyor. Networkler tabii ki de hala komedi adına iyi şeyler vaat etmekte. Nefret etsek de Modern Family, ABC gibi bir kanalın standartlarının üzerinde. Ama bunun aksine kabloluda ve Netflix, Amazon, Hulu gibi streaming yapan kanallarda yaratım sürecinde tamamen serbest bırakılan ekipler mevcut. Bu durum da Lisa Cholodenko’nun Olive Kitteridge’i gibi karakterli, donanımlı işlerle buluşturuyor bizi. Bana bir noktada film büyük bütçeli işlerin, televizyon ise yeterli desteği göremeyen yazarların / yönetmenlerin sesi olacakmış gibi geliyor açıkçası. Senin sorun üzerine biraz daha özetleyecek olursak streaming ve kablolu her açıdan özgür, kelli felli networkler ise kendi sınırlarını esneterek kontrollü bir şekilde devam ediyor. 

1

Şimdi çok şey konuşacağız fakat şunu ben de merak ediyorum. “Bu hayatımın dizisiydi” diyebildiğin bir dizi var mı yoksa bize birkaç tane mi sayacaksın?

Bir sürü dizi ismi sayabilirim aslında ama şöyle ikiye ayıralım. Mantıklı davranacaksak Mad Men. Televizyon tarihinde bir daha bu kadar iyi yazılmış, bu kadar ince düşünülmüş başka bir projeye rastlar mıyız bilmiyorum. Sekiz yılı aşkın bir süre boyunca bir an olsun kaliteden ödün vermeden, akla mantığa sığmayacak kadar komplike karakterler yarattılar ve bunları hayatımızın bir parçası haline getirmeyi başardılar. Ve dizinin yaratıcısı Matthew Weiner finali uzun zaman önce planlamadığını söylese de bence Mad Men bittiğinde tüm taşlar yerine oturdu. Don Draper’ın yolculuğu tamamlandı, bir oh çektik. Gelelim duygusal davranırsak vereceğim cevaba: The O.C. Beni yabancı dizi sektörüne çeken ilk iş olduğu için seviyorum O.C.’yi. Kesinlikle bir soap opera yönü var. Hatta “gençler için Yalan Rüzgarı” bile denilebilir. Ama Dawson’s Creek ile birlikte arkasından gelen pek çok işin önünü açtığını düşünüyorum. Koca bir neslin de müzik zevkine şekil verdi ayrıca.

Gelelim nefretliklere 🙂 “Bu genç yaşımda ömrümü yedi bitirdi?” dediğin birkaç kötü diziyi anlat bize.

Yenilerden The Big Bang Theory, True Detective, Scandal. Eskilerden According to Jim, The King of Queens. Hepsi de hiç sevmediğim zihniyetlerin ürünü.

Hız kesmiyorum! Peki çok kötü değil fakat abartıldığını düşündüklerin neler?

How to Get Away with Murder. Ben de izliyorum ama Viola Davis haricinde bir esprisi olduğunu zannetmiyorum. Empire için de aynısı geçerli. Aslına bakarsan onda sevecek bir şey de yok, ama Emmy adayları açıklanmadan evvel her tahmin listesine girmesi beni çok şaşırtmıştı. Ve Daredevil… Son dönemde ağır temposu olan dizileri şakşaklamak uluslararası bir alışkanlığa dönüştü. Ben de izliyorum, ama ilk sezonu tamamlamam birkaç haftamı aldı. Nolan’ın değiştirdiği süper kahraman kavramını kullanmaya çalışsalar da tekleyen çok yönü varmış gibi geliyor bana.

Burada Umur “underrated dizileri soracak mısın?” diyor. Ben unuttuğum için kendi sorusunu hazırlayarak kendi cevaplıyor 🙂

The Mindy Project! Bence şu an komedinin günümüzde geldiği noktayı özetliyor dizi. Çok zeki bir yazar ve kadın Mindy Kaling. Fox elindekinin kıymetini bilemeyip iptal etmiş olsa da Hulu’ya geçtiği için çok mutluyum. Animasyonlardan Archer ve BoJack Horseman’a da haksızlık yapıldığını düşünüyorum. İkisi de dört başı mamur işler, kesinlikle izlenmeyi hak ediyorlar. Deniz aşırı işlerden Please Like Me ve The Job Lot’ın da daha fazla seyirciye ulaşması için her şeyi yapabilirdim.

Ya belki zor olacak ama şu kalemin yazdığı her diziyi izlerim dediğin var mı? Ya da herhangi bir dizi yaratıcısı?

Aaron Sorkin! Sadece televizyon için değil, sinema için de ne yazsa izlerim. Adam aynı kariyerin içerisine  The West Wing, Sports Night, Studio 60 on the Sunset Strip ve The Newsroom’u sığdırdı. Bunlar da yetmedi The Social Network’le Moneyball’ı yazdı. Ne yapsa tüketmeye hazırım. Damon Lindelof’la da aram bozulmuş değil. Lost ve The Leftovers tüm zamanlarda en sevdiğim diziler arasında. David Crane’in adını anmadan da olmaz. Friends’den sonra Joey pek sevilmemişti, ama ben büyük bir keyifle izliyordum. Episodes ise bana kalırsa Showtime’ın elindeki en iyi komedi. VE TINA FEY! Esneyen insanları bir araya getirip dizi yapsa yine izlerim.

Peki biraz oyunculardan bahsedersek aynı şekilde. Favorilerin kimler? Hangisinin her projesini merakla beklerim, mutlaka izlerim diyorsun?

Julianna Margulies’i seviyorum ben. ER’ı çok sıkı takip etmedim ama izlediğim her bölümünde Margulies’i görmek beni mutlu ediyordu. The Good Wife’da ise kendini aştı. Bundan sonra uzunca bir süre televizyona çalışmaz gibi geliyor, ama olur da çalışırsa ben izlemeye hazırım. Jon Hamm’i de çok beğeniyorum. Mad Men’de zaten zamanla kendini çok geliştirdi. Ama adamın aynı rollere bağlı kalmayarak 30 Rock, Unbreakable Kimmy Schmidt ve SNL’de tamamen komedi yönüne ağırlık vermesi hoşuma gidiyor. Risk almaktan çekinmeyen her oyuncuya açığız ne de olsa. Friends kadrosundan kim ne yaparsa izliyorum. Ama favorilerim tabii ki de Lisa Kudrow. Benimle birlikte dünyada sadece 3 kişinin izlediğine inandığım Web Therapy’yi bile takip ediyordum. Bir de Felicity Huffman’a zaafım var. Bence çok çok iyi bir aktris ve sadece televizyonda değil, sinemada da büyük rolleri hak ediyor. Ayrıca Saturday Night Live’dan mezun olan neredeyse herkese kredim sonsuz. Yeter ki bizi terk etmesinler.

veep15_02

Onlarca diziyi tükettiğin için haliyle soruyorum. Bu yılın biraz değerlendirmesini yapar mısın? Yani neler oldu bitti? Hangi diziler revaçta? Ya da hangileri için “hayatımıza yeni girdi ve harikalar yaratacak” diyorsun.

The Good Wife, The Americans, Game of Thrones, Veep gibiler zaten hala formlarının zirvesinde. Episodes, Silicon Valley, House of Cards, Orange Is the New Black… Hepsini sıra sıra saymayayım. Çok iyi yazar ekipleri olduğundan hiçbirinin sırtının kolay kolay yere geleceğini zannetmiyorum. Yenilerden heyecan verici birkaç iş var. Mesela The Leftovers neden televizyonun altın çağında olduğumuzu hatırlatır derecede kusursuz. UnReal’ın Lifetime gibi küçücük bir kanaldan çıkmış olmasına rağmen başardıkları da es geçilebilecek gibi değil. The Last Man on Earth’ün kısa zaman içerisinde yeni 30 Rock’ımız, yeni Parks and Recreation’ımız olacağını düşünüyorum. Aranan fenomen olabilir. Yine söyleyeyim, BoJack Horseman televizyonun başına gelmiş en güzel şeylerden biri. Komedi olarak başlayıp dramaya dönüştü, ikinci sezon ise kırk Mad Men gücünde. Düşüşte diyebileceğim tek dizi ise Downton Abbey galiba. Biteceği için mutluyum bile denebilir. The Comeback’in dönüşü de HBO’nun son dönemde aldığı en mantıklı kararlardan biri bana kalırsa. Kimi zaman kabloluda bile reytinglere kurban giden işler olabiliyor. The Comeback onlardan biriydi. Neyse ki HBO’nun diziye ikinci bir şans verecek cesareti var.

Bize bu yıl çok başarılı bulduğun ve unutulmazdı diyebileceğin birkaç bölüm sayabilir misin?

Mad Men’de Peggy’nin ağzında sigarayla yeni şirketin koridorlarında salındığı Lost Horizon, Parks and Recreation’ın iki oyuncusunu aynı odaya tıkayan Leslie and Ron, The Americans’da üç senedir beklediğimiz anın gerçekleştiği Stingers, The Comeback’in en duygusal bölümü Valerie Gets What She Really Wants, The Leftovers’daki kaybolmaların olduğu The Garveys at Their Best… Daha sayayım mı? smile ifade simgesi Liev Schreiber’ın Emmy değil, Oscar ve Tony’yi de almasını istediğim Ray Donovan bölümü Walk This Way de pek şahaneydi mesela. Game of Thrones’un kanımızı donduran Hardhome’u, Veep’in üçüncü sezon finali… Biraz daha oturup birkaç şey karıştırsam 20-30 bölüm daha sayarmışım gibi, ama bunlar ilk aklıma gelenler.

Game-of-Thrones-Season-5-Varys-and-Tyrion

Popüler dizilerden bahsedelim biraz. Bu sene kanımca Game of Thrones’un beşinci sezonunu sevdin. Nereye gidiyor Game of Thrones? Genel olarak dizinin şu anki frekansından memnun musun?

Ben ikinci sezondan sonra izlemeyi bırakmıştım esasında Game of Thrones’u. Sonra Red Wedding gazıyla geri döndüm ve son üç sene içerisinde kendini aştığını düşünüyorum Game of Thrones’un. Ama kabul ediyorum, karakterlerin sayısı arttıkça odak çok dağıldı. Çoğu arkadaşımın diziyi izlerken zorlandığını görüyorum. Ben halimden memnunum tabii. Kötü oyuncuyu bile iyi gösterebilme potansiyeline sahip büyük bir iş Game of Thrones. Lord of the Rings sinema için neyse, Game of Thrones da TV tarihi için o.

Hadi çok konuşuldu biz de iki laf edelim. Jon Snow’un yokluğu hikayeyi nasıl etkiler? Birbirinden deli teorilerle sen de kafayı yeme aşamasına geldin mi?

Bence Game of Thrones tüm ana karakterlerini öldürse bile kaldığı yerden devam edebilecek kadar kalabalık bir hikayeye sahip. O yüzden genç kızlar haricinde Jon Snow’un yokluğundan etkilenecek kimse olmayacak. Sadece hayatta değil, Westeros’ta da iyilerin kazanamadığını görüyoruz, ona üzülüyorum.

true-detective-the-secret-fate-of-all-life

Biraz seni kışkırtayım 🙂 Ya bu sezon çok eleştiri alan True Detective?

True Detective hakkında kimseyi aşağılamadan nasıl fikirlerimi beyan ederim bir düşüneyim… Ben anlamıyorum diyeyim. İki tanıdık sinema oyuncusunun televizyona transfer olup, güzel görünün bir dizide yer alması o diziyi iyi yapmıyor bu birincisi. Konuşmanın başka bir yerinde de söyledim, son dönemde ağır işleyen dizilere direkt başyapıt etiketi yapıştırılıyor. True Detective de onlardan birisi. Sözde taşralı, hayatta yanlış seçimleri yüzünden kepaze durumlara düşmüş cahil karakterleri gözümüzün içine baka baka felsefik naralar atıyor ve buna inanmamız bekleniyor. Ben komik buluyorum. Dizinin aldığı iyi eleştirileri de, dizinin yazarına dahi muamelesi yapılmasını da. İlk sezon neyse ki her yerden eli boş döndü. İkinci sezona da tahammül edebilen kimse yok galiba.  En yakın tarihte tamamen unutulup tarihin tozlu sayfalarına karışmasını bekliyorum.

Mr-Robot

Biraz sükse yaptığı için soruyorum. Mr. Robot’a ne diyorsun? Sence bir efsaneye dönüşebilecek mi?

Hayır. Başta ben önümüzdeki yıl Emmy’leri süpürür, ne yapmış bunlar diye heveslenmiştim. Ama dizinin kalitesi her bölüm biraz daha düşüyor. Ve bu Fight Club göndermeleri gönderme boyutunu aşıp kopyaya dönüştü. Bir de Rami Malek’in oyunculuğuyla ciddi sıkıntılarım var. Karaktere yakışan seçimler yapmış olmasına rağmen cepten yiyor gibi.

HBO’nun yeni draması Show Me a Hero hakkında neler düşünüyorsun. Hepimizin sevdiği Oscar Isaac nedeniyle tanıtımlarda ilgiyi çekmişti.

Ben ilk yarım saatini izledim. Belki kafamın daha sakin olduğu bir gün baksam farklı bir tepki verebilirdim; ama çok bayıldığımı iddia edemeyeceğim. Bir başka slow burning televizyon projesi daha. Çok sıkılıyorum. Oscar Isaac konusunda da kimse kızmasın ama sanki adam kendini biraz olsun tekrar etmeye başladı gibi hissediyorum. Star Wars’da da yine mutsuz esmer çocuk triplerine bürünürse yüzyılın olayı yüzyılın depresyonuna dönüşebilir.

amy-schumer-02_0

Emmy Ödülleri tahminlerine çoktan başladın. Bu yıl sence hangi isimler parlayacak?

Amy Schumer, Amy Schumer, Amy Schumer. Her yere yazdım galiba ama yine söyleyeyim 2015 Schumer’ın yılı. Creative Arts’ta da ana törende de Schumer’ın izlerini göreceğiz bence. Yakın bir tarihte Altın Küre ya da Oscar sunucusu olarak görürsek şaşırmam. Onun haricinde Mad Men’e veda busesi kondurmaktan vazgeçerlerse Game of Thrones’un çok büyük bir sürpriz yapma ihtimali mevcut. Eğer kazanırsa internetin patlayacağını düşünüyorum. Leonardo DiCaprio’nun Oscar kazanması level’ında bir patlama olabilir bu. Komedi kategorileri sürprize çok açık. Modern Family hem yönetmenlik, hem de senaryo dallarında yok. Kan kaybetmiş olması Transparent’la Veep’e yarayabilir. Mini Dizi / TV Filmi kanadında ise Olive Kitteridge’in şovunu izleyeceğiz. Demin söylemeyi unuttum ama son bir yılda ekrana gelmiş en kaliteli yapımlardan birisi. Sinemada oynamış olsaydı Frances McDormand ikinci Oscar’ını alırdı.

Son olarak Mad Men diyelim mi? Efsane sona erdi. Senin tavsiyenle zaten başlamıştım az çok düşüncelerini biliyorum ve yukarıda da çok değindin. Ama bir kez daha dillendirelim. Özellikle son sezonu nasıl değerlendiriyorsun.

Mad Men’in bitmesi konusunda hem buruğum, hem de mutluyum. Tadında bitti diyemiyorum, çünkü hiç formunu kaybetmiş bir dizi değil. Her sezon hikayesinin üzerine yeni bir şeyler eklemeyi başardı. Burukluğum bu kadar şahane bir şeyi her sene evimde ağırlayabilme imkanı elimden alındığından. Bir de Lost gibi geldi bana Mad Men’in finali. Sonu açık olduğu için başta sersemletse de zamanla oturup değeri büyüyor gözümde. Umuyorum bizim Six Feet Under, The Sopranos, The West Wing gibi efsane işleri dönüp izlediğimiz gibi bizden sonrakiler de Mad Men’e dönüp bakarlar.

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Sinemayla az çok ilgileniyorsanız televizyona da göz atın. İnkar edilemez bir yükseliş var ve gerçekten de durdurulamayacak bir altın çağa girdik. O yüzden izleyin, izletin diyeyim son olarak. Dizilerle haşır neşir oldukça pek çok sinema filmine, oyuncuya, hatta yönetmenlere ve senaristlere TV’deki işlerini de bildiğinizden daha farklı yaklaşacaksınız.

Yazıyı Paylaş