Adını Hobbit Koydum: PJ’in Yolu

Malumunuz aralık ayı yavaştan yaklaşıyor. Hobbit Üçlemesi’nin son filmi sinemalarda yerini alacak. Fakat son filme gelmeden önce Hobbit’in mayası neden tutmadı sorusunu ve yaşadığımız hayal kırıklığını şöyle bir ele almak istedim. Esasında ilk önce Hobbit’in filmleştirilmesi söz konusu iken bir türlü çözümlenemeyen sorunlar nedeniyle Yüzüklerin Efendisi’nin çekme planı gündeme geldi. Yüzüklerin Efendisi ile beklenenden çok daha büyük bir başarı yakalayan Peter Jackson böylelikle 2000’li yılların başında fantastik sinema adına büyük bir eşiği geçmiş oldu. Hem ticari hem de eleştirel anlamda deprem etkisi yaratan Yüzüklerin Efendisi’nin, Hobbit adına kapıları tekrar aralayacağı aşikardı. Velhasıl şirketler arası sorunlar çözüldü, Peter Jackson ve ekibi tekrar iş başına düştü ve Hobbit’in iki bölüm halinde çekileceği duyuruldu. Çekimlerden sonra Peter Jackson’ın “Amanın!!! Çekimlere baktık da elimizde ne çok malzeme varmış.” benzeri bir açıklamasıyla hikayenin bir üçleme olacağı açıklandı. Ama işler umulduğu gibi olmadı ve Hobbit’in mayası tutmadı. “Peki bunun nedenleri nedir?” sorusu üzerine hadi birkaç kelam edelim.

1 Kitap = 3 Film

the-hobbit-movie-48-fps

Efendim, Hobbit kitabını hepiniz okumuşsunuzdur. J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’ni yazmadan önce çocuklar için kaleme aldığı, Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’nden öncesini ve Bilbo  Baggins’in maceralarını anlattığı kitaptır. Sıkı bir macerayla birlikte Tolkien’in mizahı da ön planda tutmaya çalıştığı bir eserdir. Fakat Hobbit kitabının dramatik çatısı Yüzüklerin Efendisi kadar dehşet verici ve güçlü değildir. Üstelik kitabın üç filme dönüştürülme gayesini göz önüne aldığımızda işler bir hayli karışıyor. İki film için bile hikaye zorlamayken, bundan bir üçleme yaratmak çok daha büyük sorunlara yol açtı. İlk filmde bu anlamda tehlikeli sinyaller veren Hobbit, ikinci filmiyle beraber tam anlamıyla bir rezalete dönüşüyor. Herhangi bir konuda yoğunlaşamayan ilk iki film sürekli macerayı bir sakız gibi oradan buraya uzatıyor.

Yetişin Ey Orta Dünya Silüetleri

bloomhobbit2

Zannettiğimizden çok daha büyük bir işe kalkışan Peter Jackson kazandığı geniş süreyi bir şekilde doldurması gerekiyordu.  Hikayenin bunu yeterince karşılamayacağının farkında olan zeki yönetmen haliyle Orta Dünya’nın referanslarını kullanacaktı. Birbiri ardına girdiği bu oyunun altından büyük bir zararla çıktı. Özellikle ikinci filmde bunun sonuçlarını bir bir yaşadık. Elfleri yine tüm ihtişamıyla gün yüzüne çıkaran Peter Jackson’ın asıl meselesi geri planda kalıyor. Kendi kurguladığı Tauriel karakteriyle neredeyse bir aşk üçgeni yaratan Peter Jackson, bu kez Orta Dünya’nın ruhunu deliyor. Yönetmenin Legolas fetişi Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’ndeki gibi tam gaz devam ediyor. Yüzüklerin Efendisi’nde hikaye gereği göze batmayan Legolas karakteri Hobbit’te tamamıyla başka bir boyuta taşınıyor. Özellikle Legolas’ın Yalnız Dağ’ın dibine kadar gitmesi oldukça gülünç bir durum. Çünkü Legolas’ın bu hikayede herhangi bir rolü yok. Besbelli üçüncü filmde de bu durumun devam edeceği aşikar.

Stüdyo Rüzgarı

121118_publicity_still_015.tif

Geçtiğimiz günlerde üç Hobbit filminin bütçesi 725 milyon dolar olarak açıklandı. Haliyle dev bir prodüksiyona imza atan yapım şirketinin hiçbir masraftan kaçınmadığı ortada. Fakat aksine bütçe ve imkanlar ne kadar artarsa artsın Yüzüklerin Efendisi’ndeki yaratılan atmosferden eser yok. Kullanılan dekorların çoğu aşırı bir yapaylığa kaçıyor. Keza Ork’undan tutun da Gollum’a kadar kullanılan çoğu efekt LOTR’a kıyasla sırıtıyor. Haliyle bunlar ister istemez göze batıyor ve filmin seyrini zorlaştırıyor.

Üçlemenin son halkası The Hobbit: The Battle of the Five Armies yaklaşık bir buçuk ay sonra aramızda olacak. Yine kılıçlar çekilecek ve kahramanlarımız cenk edeceklerdir. Elbette Peter Jackson uzun sekanslarla epik sinema aşkına, görsel anlamda iddialı bir iş çıkaracaktır. Fakat tüm o hengamede olur da senaryo adına bir şeyler aramaya kalkışırsak yine tıkanacağız.

Yazıyı Paylaş