2014’ün Hasar Analizi

2014 ile yavaş yavaş ilişkimizi kesmeye başlıyoruz. Henüz birkaç izlemediğim filmden dolayı en iyilerimi yayınlamadım. Fakat ondan önce bünyemde zehir etkisi yaratan birkaç detayı sizlerle paylaşmak istedim. “Biraz da eğlenebilir miyiz?” düşüncesi ile yola çıktığım bu yazıdan umarım keyif alabilirsiniz.

1. Gönül Penceresinden Ansızın Bakıp Geçtin

tolkienverse001
Böyle bir dosya olacak da The Hobbit: The Battle of the Five Armies’i es geçecek değilim. Konuyu nereye getireceğimi biliyorsunuz: Tauriel ve Kili. Her yerinden yama olduğu anlaşılan bu aşka inanmamızı bekleyen Peter Jackson’a sadece bir taraflarımla gülüyorum. Aşkından yollara düşen Tauriel’e İbrahim abimizden Canısı’nı yolluyorum.

2. Samuel’in Çığlıkları

babadook-scream
The Babadook iki uçlu yorumlar aldı. Ben fena bulmamıştım. Bazı kısımlarında ise gülmekten kendimi alıkoyamadım. Misal diyorum ve Samuel’e geliyorum. Noah Wiseman fena bir tercih değil. Ama bazı sahnelerde o göz kapaklarını zorladığı, yüzüne ekşimsi bir ifade takınarak doğal olmayan bağırışı yok mu? Beni bitirdi. Hem de pek güldürdü.

3. Eastwood’un Oyuncak Bebeği

american-sniper-baby
Nedeni bilinmez ama usta yönetmen Clint Eastwood, American Sniper’da bariz göze çarpan bir oyuncak bebek kullanıyordu. Ama keşke tek derdimiz bu olsaydı. Filmin ve Eastwood’un tespitlerinin ciddiye alınacak herhangi bir tarafı yok. Kabul ediyorum teknik anlamda iyi bir film. Onun dışında her şey o kadar yapaydı ki Eastwood’un o oyuncak bebeği resmen film içinde bir metafor oluyor!

4. Liseli Vardı Ya O Liseli

AP BOX OFFICE A ENT
Ne olacak bu gençlerin hali. Katniss’in “Peeta, Peeta” diye böğürürken ki sesi hala kulağımda. Bir de gariban, bahtsız ve mert olan Gale var. O da Katniss’e olan sevdasından yanıyor. Bıkmadık hala bu üçlü aşk monotonluğundan. Filmin herhangi akla mantığa sığan bir tarafının olmaması ayrı bir durum fakat her seferinde kendilerini gülünç duruma düşürmeleri pes dedirtiyor. Tabii filmi izlerken “Katniss kime yar olacak?” diye düşünmekten bu problemleri göz ardı edebiliyoruz.

5. Blockbuster Yapıyormuş Gibi Çek

spiderman
The Amazing Spider-Man’in eksiklikleri olsa da kendi içinde tutarlı bir filmdi. Ama serinin ikinci filmi mide bulandırıcı bir rezillikte. İlk kez bir Spider-Man filminde sanki başka bir şey izliyormuşum hissi aldım. Teknik işçiliğinden tutun da hikayenin gittiği ‘suyunun suyu’ kıvamına kadar her şeyiyle berbat. Sırf film çekelim ne olursa olsun mantığında. Sahi bu da tutmayınca yeni bir seriyle dönelim diyorlardı geçenlerde.

6. Johnny Depp as The Wolf

maxresdefault
“Sıradışı rollerin sıradışı oyuncusu” diye ergenken kendimizi kandırdığımız Johnny Depp’in kariyerinden hepimiz çok sıkıldık. Hatta artık kusuyoruz. Yüzünde 7 kilo makyajla sürekli eksantrik olmaya çalıştığı rollerinden bıkmadık mı? Bu kez Into the Woods’ta Kurt Adam olan Johnny Depp yine hedefi tutturamıyor. Abicim sen unuttun ama ben sana hatırlatayım. Sen Arizona Dream, Donnie Brasco, Chocolat gibi normal insan olarak göründüğün filmlerde de oynadın.

7. Bir Uykucunun Seyir Defteri

still-the-water-nijiro-murakami-e-jun-yoshinaga-in-una-scena-372035_jpg_1400x0_q85
Naomi Kawase’nin kendi kendine başyapıt ilan ettiği filmi Futatsume no mado (Still the Water) yıl içerisinde başında uyuyakaldığım birkaç filmlerden biri. Hatta en çok uyuduğum desem daha doğru olur. Filmi neredeyse unutmaya başladım. Fakat işte filmde çocuklar ve deniz falan vardı. Çocuklar bisiklete biniyordu. Meraktan ölmüyorsanız bulaşmasanız daha iyi.

8. Savaşta Entelektüel Kaygılar

the_monuments_men_2013-1280x720
George Clooney’i herhalde sevmeyenimiz yoktur. Oyunculuk kariyerinin dışında ara ara yönetmenliğe el atmayı da seviyor. Açıkçası iyi kotardığı filmler oldu. Fakat son hüsranı The Monuments Men ile savaşın yıkıcılığından payını alan sanat eserlerini kurtarmak için yol alıyor. Gelin görün ki bu macera samimiyetsiz ve amiyane tabirle bir halta benzemiyor. Ha, filmin müziklerini yapan Alexandre Desplat‘nın filmde nasıl at sürdüğünü merak ediyorsanız başka.

9. Devamlılık Hatası

eva_green_hot_in_sin_city_a_dame_to_kill_for-1920x1200
Yıllardır herkesin diline doladığı “Sin City’nin devam filmi gelse de” nin mahsülü Sin City: A Dame to Kill For. Geldi de ne oldu? Sadece ilk filmin yakaladığı atmosferin çakma versiyonu gibi. Akılda kalıcı bir özelliği yok. Pardon, Eva Green’in o insanı kanser edecek performansı hala gözümün önünden gitmiyor. Kısaca başarısız ve lüzumsuz bir devam filmi. Ama filmde aşk var şehvet var.

10. Wally Pfister, Yönetmen Olursa

transcendence-johnny-depp-2014-images-exclusive-clip-celebrates-transcendence-s-blu-ray-release
Sette Christopher Nolan’ın hal ve hareketlerinden etkilenmiş olacak ki Wally Pfister, “ben film yöneteceğim” triplerine girdi. Düşünmez ve demez olaydı. Bu yıl izlediğim en berbat filmlerinden biri. Transcendence, ne yaptığı belli olmayan ve ayakları yere sağlam basmayan film-si bir şey. İyisi mi biz bunu Wally Pfister’in bir hevesi olarak görelim ve unutalım.

ve

Bonus: Matt Damon ve Göbeği

vlcsnap-2015-03-21-01h22m51s249
Interstellar’da her şeyi bir nebze sineye çekebilirdik ama Matt Damon’ın canlandırdığı o gereksiz karakteri nasıl unutabiliriz? Yahu karakterin konuyu dağıtmasını bir kenara bırakın bildiğin Matt Damon, Süper Mario olmuş. Göbeğiyle oradan oraya koşarken resmen ortalığın… (Otosansür!) Yılın en komik ve acınası olaylarından biriydi. Bu haliyle oynayacaksa yeni Bourne filmi Jason Bourne’nün emekliliği üzerine olur herhalde.

Yazıyı Paylaş