2014: Yılın En İyi 10 Filmi

Aslında uzun bir süre önce yayınlamam gereken 2014’e ait favori filmlerim bugüne kadar sarktı. Daha fazla uzatmamak adına canla başla listeyi hazırlamaya koyuldum. Genel olarak yıl içerisinde beğendiğim çok filmler olsa da tümüyle bağlandığım bir yıl olmadı. Elbette eksikliklerim mevcut ama daha fazla bekletmek istemedim. Huzurlarınızda benim kişisel favorilerim:

1. Leviafan

lev
Cannes’da hepimizi sevindiren Kış Uykusu, Altın Palmiye’yi evine götürse de belki de en çok hak eden film Leviafan (Leviathan)’dı. İyi yazılmış bir senaryo ve müthiş bir yönetimle Leviafan, Rusya’nın soğuk atmosferinde yozlaşmış devlet prototipini yerden yere vuruyor. Hobbes’ın argümanları ile filmi baştan aşağı dizayn eden Andrey Zvyagintsev bir kez daha Rus Sineması’nın en heyecan verici isimlerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Leviafan baştan sona acımasız, sert ve etkileyici.

2. Nightcrawler

Night-crawler
Yılın en büyük sürprizi olan Nightcrawler, Dan Gilroy’un ilk yönetmenlik denemesi. Bir sosyopat üzerinden medya eleştirisinde bulunan Nightcrawler’ın en büyük başarısı ustaca örülmüş senaryosu. Söyleyeceğini sakınmayan, çoğu kez seyirciyi dehşete düşüren Nightcrawler hiç dinmeyen dinamiği ile tam bir sinema şöleni. Jake Gyllenhaal ve Rene Russo’nun birbirinden şahane performansları işin cabası.

3. Inherent Vice

01ea98550e6fd8f8b58cff63e8348abe174ed7f4
Paul Thomas Anderson deyince hepimizin ağzının suyunun aktığı bir gerçek. Bu yüzden Inherent Vice yılın en ağır toplarından biriydi. Beklediği ilgiyi bulamayan Inherent Vice’a kendi adıma bayıldım. Paul Thomas Anderson’ın yazdığı satırlar arasında kaybolmakla birlikte iyi bir mizah örneği izledim. Bütün oyunculuklar fevkaladeydi ama Josh Brolin’e ayrı bir parantez açmak lazım. Ayrıca Jonny Greenwood hep yanı başımızda olsun diyorum ve sizi Can’in Vitamin C’i ile baş başa bırakıyorum.

4. Whiplash

whiplash-1024
Her yıl herkesin üzerinde ortak kanaat getirdiği ve sinemanın büyüsünü hissettiği bir film vardır. Bence bu yıl bu enerjiye sahip film Whiplash’ti. Şimdiden 3-4 defa izlememe rağmen hala aklımın bir köşesinde ışıltısı ve enerjisi hiç kaybolmuyor. J.K. Simmons’ın görkemli şovu ayakta alkışlanası. Ek olarak Damien Chazelle için artık hepimiz heyecanlanabiliriz. Umarım sinema sektöründe kendine ait bir alan yaratabilir.

5. The Double

98225591373131409889
Submarine’nin ardından The Double ile huzurlarımıza arz-ı endam eden Richard Ayoade, Dostoyevski’nin Öteki romanını sadece ‘kopyala/yapıştır’ mantalitesi ile beyazperdeye uyarlamıyor. Elini korkak alıştırmayan Ayoade birçok yerde riske giriyor ve altından layığıyla kalkıyor. Kaybolmuş bir ruhun peşindeki bu ürkütücü arayış hem cesur bir hamle hem de kıvrak bir zekanın ürünü. Son yılların en özgün uyarlamalarından biri.

6. Ida

Ida - 5.jpg
Pawel Pawlikowski’nin Oscar galibi Ida izleyenleri iki kutba ayırdı. Seveni olduğu gibi sinema dilini oldukça hantal ve hatta demode bulanlar oldu. Fakat bana kalırsa Ida duygusal olmakla birlikte derdini çok iyi ifade eden ajitasyona kaçmayan bir yapımdı. Özellikle “aidiyet duygusu”nu bir propagandaya dönüştürmeden anlatan ve bununla boğazımızda bir düğüm oluşturan Ida, benim favorilerimden biri oldu.

7. Force Majeure

force-majeure
Ruben Östlund’ın harikası Force Majeure sosyal statüsü yüksek olan bir ailenin Alp’lerdeki kayak maceraları sırasında yaşadıkları bir şok neticesinde ailenin üzerindeki trajikomik olayları analiz ediyordu. Özellikle ataerkil toplumlar üzerinden isabetli atışlar yapan Force Majeure yılın en sağlam dramalarından biri olduğu gibi zekice serpiştirilmiş mizahı ise gönül fethedici. Filmden sonra ise Vivaldi’nin Yaz – Presto bölümü yakanızı bırakmayacak.

8. The Grand Budapest Hotel

Digital Fusion Image Library TIFF File
Wes Anderson’ın mutfağının son tatlarından olan The Grand Budapest Hotel yine yönetmenin tüm lezizliğiyle baş döndürüyor. Wes Anderson kendine has teknik başarısı yine inanılmaz bir işçilikle devam ediyor. Tabii hikaye anlatma becerisi keza övgüleri hak ediyor. Kalabalık oyuncu kadrosunun arasından ışıl ışıl parlayan birçok oyunculuk harikası mevcut; ama Ralph Fiennes şüphesiz ki bambaşka. Belki de yılın en iyisi.

9. Foxcatcher

c02143ebdf45d8c9_fox3.xxxlarge
Bennett Miller kuşkusuz ki çok iyi bir hikaye anlatıcısı. Yine yaşanmış bir olaya değinen genç yönetmen kurduğu ürkütücü atmosferle tüylerimizi diken diken ediyor. Senaryonun tıkır tıkır işlediği Foxcatcher bir an olsun dikkatleri dağıtmıyor. Steve Carell, Channing Tatum ve Mark Ruffalo’nun karşılıklı şova dönüşen kompozisyonları ise görülmeye değer. Allah, Bennett Miller’ı yolundan şaşırmasın!

10. Boyhood

BOYHOOD - 2014 FILM STILL - Ellar Coltrane
Son virajda Boyhood ve Birdman arasında kalsam da aradan biraz zaman geçmesi vesilesiyle gönlümün Boyhood’tan yana olduğunu keşfettim. Film, her ne kadar yıl boyunca tekniğinden tutun da konusuna kadar her şeyiyle eleştiri almış olsa da kanımca yılın başarılı yapımlarındandı. Eleştirmenlerin abartılı reaksiyonları sebebiyle pek çok kişi kusma noktasında gelse de ben hala filmi seven taraftayım.

Yazıyı Paylaş