2013’ün Hayal Kırıklıkları

2013 senesini bitirmeye hazırlandığımız bugünlerde birçok sinemaseverin listelerini görmeye başlıyoruz. Tüm filmleri izlemek adına her ne kadar listelerimi Mart ayında yayınlasam da, bu yıl bana hayal kırıklığı yaşatan filmlerin listesini şimdi yayınlamakta bir mahsur görmüyorum. Hatırlakmakta fayda var: Kesinlikle bunlar yılın en kötüleri değil, benim beklentilerimden dolayı istediğimi bulamadığım filmler. Lafı uzatmadan direkt mevzuya giriyorum. 

1. To the Wonder

to-the-wonder-ben-affleck-rachel-mcadams1-600x400

Terrence Malick’i ne kadar sevdiğimi fazlasıyla dile getirmiş, doğayı sırtına yaslayan yönetmenin hikayelerini hep ayrı bir ilgiyle izlemişimdir. Gelin görün ki Tree of Life ile büyük bir dönüş yapan ve uzun aralar veren Malick’in sinema sevdası iyice tutuştu. Tree of Life’tan hemen kısa bir süre sonra çekilen To the Wonder yine yönetmenin sinemasından belli kesitler taşıyor. Ama bu sefer sanki Malick oyunculara “Film çekeceğiz. Kaynaşın” demiş de, To the Wonder da onun görüntüleri. Dağınık hatta ortada olmayan hikayesi ile yılın en büyük hayal kırıklığına dönüşüyor.

 

2. Only God Forgives

ONLY-GOD-FORGIVES

Drive ile kendisiyle tanıştığım ve ardından filmografisini bitirdiğim Nicolas Winding Refn için de beklentiye girmemek elde değildi. Cannes gösterimi sonrası yuhalanmalara tutulan Only God Forgives için son dakikaya kadar umudumu korumuştum. Lakin David Lynch havalarına bürünen Refn’in bombası elinde patlıyor. Müthiş bir teknik maharetin ürünü olan Only God Forgives’ın tek eksiği bir senaryodan yoksun olması.

 

3. The Bling Ring

VIDEO_Bling_Ring_Tr_343983a
Pek bereketli aristokrat Coppola hanedanının biricik kızı Sofia Coppola’nın yönetmenliğini beğeniyorum. Kendi çapında iyi işler çıkaran hatta Lost in Translation ile 2000 yıllara sağlam bir film bırakan Coppola’yı yılın en büyük kabuslarından birine dönüştüren şey ise dışlanmış hissetme sendromunun daha bitmemiş olması. Soyutlanmış karakterler üzerine bir kariyer inşa eden Coppola’nın bu sefer duvara tosladığı pek açık. The Bling Ring adlı gerçek bir suç grubunun hikayesini anlatan Coppola’nın en büyük sorunu yönetmenlik ve senaristlik anlamında olaya pek müdahil olmaması. Başına buyruk bir film olan The Bling Ring sıkıcı bir filmden öteye gidemiyor.

 

4. The Great Gatsby

great_gatsby
Son yüzyılın en önemli romanlarından biri olan F. Scott Fitzgerald’ın yazdığı The Great Gatsby, Fitzgerald’ın büyük buhrandan önce nitelendirdiği Caz Çağı’nın en önemli yapıtıdır. Büyük bir hayranlıkla okuduğum kitabın uyarlaması elbette kolay değildi. Moulin Rouge! ile yakaladığı başarılı kimyayı tekrarlamaya çalışan Baz Luhrmann’ın The Great Gatsby’de kelimenin tam anlamıyla işleri zıvanadan çıkardığını görüyoruz. Filmin gereksiz gösterişi ve samimiyetsiz ruhu beni oldukça sinirlendirdi. Ayrıca Jay-Z’nin müzikleri, Carey Mulligan’ın oyunculuğu bu yaraya tuz biber oldu.

 

5. Elysium

Elysium-Movie-Stills-Download-Free

İlk uzun metrajlı filmi District 9 ile büyük bir başarı yakalayan Neill Blomkamp yeni filmi için dikkatleri üzerine topladı. İlk filme benzer bir başarı beklediğimiz Blomkamp’in dişe dokunur bir şey sunduğu söylemek güç. Yeni bir söylem vaad etmediği gibi, yeni bir anlatım da sunamayan Elysium, teknik anlamda iyi çekilmiş fakat hikaye olarak ‘ortalama bir seyirlik’ kategorisine giriyor. Dolayısıyla beklentilerimizi karşılamayan bir film oluyor.

 

Yazıyı Paylaş