2013: Coming of Age Çılgınlığı

Bildiğiniz üzere 2013 yılı, coming of age (büyüme/yetişkinliğe geçiş) filmleri açısından bereketli bir yıldı. Biz de bundan yola çıkarak ve “2013 yılıyla hala işimiz bitmedi.” diyerek sizler için özel bir dosya oluşturduk. Tahmin edeceğiniz gibi  geçtiğimiz yıl coming of age etiketiyle huzurlarımıza çıkan önemli filmleri derledik.  Sizleri yazıyla baş başa bırakırken yazıyı oluşturmamda desteklerini esirgemeyen Murat Karakuş, Ozancan Demirışık ve Umur Çağın Taş’a canı gönülden teşekkür ediyorum.

* Filmler alfabetik olarak sıralanmıştır.

The Kings of Summer

tke kings of summer

Ergenlik çağının en buhranlı günlerinin gölgeleri altında ezilirken Chris McCandless gibi bir gün çantamızı alıp yollara koyulacağımız, Jack London’ın doğasında kaybolacağımız anlar düşlerimizi süslerdi. The Kings of Summer’ın metabolizmalarımızda yankı bulmasının sebebi de bu oluyor. Aileleri ile dönemsel sıkıntılar yaşayan Joe ve Patrick yanlarına Biaggio’yu alarak ormanı mesken seçip, kendi yuvalarını inşa ediyorlar. Filmin özellikle mekan olarak bir ormanı seçmesi flu çağının özgürlükçü ruhunu daha da ortaya koyuyor. Aynı çatı altında yaşama sıkıntısını dile getiren film, gerçek hayatın karton karakterlerden var olmadığını da ispatlıyor. Nitekim Joe’nun ‘büyük adam olma’ girişimleri bir döngü yaratıyor. İki kafadarın aynı kıza aşık olmasıyla beraber oluşan aşk üçgeni,  Joe’nun geçiş dönemini bir adım ileri götürüyor. Tabi finalde coming of age filmlerinin  fıtratına uygun olarak karakterlerde ‘beklenen olgunluk’, ailelerde ise ‘beklenen anlayış’ bir yıldız gibi parlıyor. Bir ilk film olan The Kings of Summer bu yıl verimli geçen coming of age filmleri arasında tökezlemeden yerini alıyor.  Oyunculukların sırıtmadığı filmde Biaggio karakteriyle filmin tüm komedi yanını üstlenen Moises Arias, diğer oyunculara göre daha fazla akıllarda yer alıyor. Ayrıca filmin soundtrack çalışması da ince bir işçiliğin ürünü.

Faruk Songur (Buzdan Sinema)

Mud

mud

Take Shelter ile tanıyıp sevdiğimiz Jeff Nichols’ın 3.uzun metrajlı filmi Mud. Film,  Amerikan kırsalında yaşayan iki çocuğu ve onlar ile yolu kesişen bir suçluyu merkezine alıyor. Çocuk karakterlerin ergenlikten gençliğe geçiş süreçlerini bir suç öyküsü ile paralel şekilde izliyoruz.  Aile kavramı, ilk aşk heyecanı, ergenlik sancıları, sahiplenme duygusu, dostluk, güven ve kadınların erkeklerin hayatında konumlandığı yer ise filmin zengin ve geniş  alt metnini oluşturuyor. Yönetmen bu konular üzerinde derdini anlatırken fazla diyalogdan ve laf kalabalığından kaçınıp gücünü daha çok etkileyici görüntülerden ve müziklerden alıyor. Erkeğin sevdiği kadın için her şeyi yapabileceği hatta sadece sevgi kavramı üzerine hayatını şekillendirebileceği, kadına ise hiç bir zaman sevginin yeterli gelmediği gerçeğini film adeta bir kez daha yüzümüze vuruyor. Mud karakterini Ellis’in gelecekteki yansıması olarak da görmek mümkün. İkisi de korkusuz, ikisinin de özgüveni yüksek ama ikisinin de hayatlarında bir düzen yok ve belki de hiç olmayacak… Mud rolünde izlediğimiz Matthew McConaughey etkileyici performansı ile kariyerindeki yükselişe bir tuğla daha ekliyor. Aynı şekilde Ty Sheridan’da geleceğin parlak oyuncularından biri olacağı sinyalini ilk olarak Tree of Life’da vermişti. Bu filmde de yarattığı o beklentinin boşa olmadığını görüyoruz. Kısacası Mud 2013’ün en iyi filmlerinde biri olmasının yanında oldukça çarpıcı bir büyüme öyküsü.

Murat Karakuş (Filmloverss)

The Spectacular Now

tsn

James Ponsoldt’un yönettiği “The Spectacular Now”, 2013 yılında karşımıza çıkan coming-of-age ya da en yakın Türkçe tabiriyle büyüme öyküsü konulu çok sayıda filmden biri. Fakat “The Spectacular Now”ı muadillerinden ayıran önemli bir unsur var: Bu kez başkarakterimiz sürekli başı öne eğik yürüyen, çekingen, sosyal ilişkilerinde başarısız bir tip değil. Tam aksine, Miles Teller’ın canlandırdığı Sutter Keely eğlenmesini bilen, elinden alkolü düşürmeyen yakışıklı bir genç. Dolayısıyla “The Spectacular Now”da formül biraz değişiyor ve utangaç, asosyal karakter kontenjanını Sutter’ın ilgi duymaktan kendini alamadığı Aimee (Shailene Woodley) dolduruyor. Woodley’nin müthiş bir dengeyle hayat verdiği Aimee, son derece zeki ama çocuk ruhlu bir genç kadın. Bizim havalı Sutter’ın normal şartlarda hoşlanabileceği bir kız değil yani. Fakat Sutter da zaman geçtikçe Aimee’ye kapılıp gidiyor ve kendini asla yapamayacağını düşündüğü pek çok şeyi yaparken buluyor. Aimee filmde bir tür ayna rolü üstlenip Sutter’a kendini gösteriyor. Babasını araması için Sutter’ı teşvik etmesi de bu açıdan büyük önem arzediyor. Çünkü Sutter Keely’nin ‘ben kimim’ yolculuğundaki en büyük eksik parça, Kyle Chandler’ın canlandırdığı baba figürü. Hayatta hiçbir baltaya sap olamadığı gibi insani meziyetlerden de pek nasibini alamamış olan babasına dönüşmekten, hatta ona ‘çoktan’ dönüşmüş olabileceğinden korkan Sutter ve annesi (Jennifer Jason Leigh) arasında filmin sonuna doğru gerçekleşen yüzleşme bu yüzden senaryonun zirve noktalarından birini oluşturuyor ve “The Spectacular Now”ın ana izleğini vurguluyor. “The Spectacular Now”ın temelde hayatı boyunca kendine çizdiği rolün dışına çıkmaya çalışan bir gencin öyküsü olduğu da iyiden iyiye belirginleşiyor.

Ozancan Demirışık (Bakınız)

The Way Way Back

the way way back

Daha evvel Alexander Payne ile The Descendants’da çalışmış olan, hatta senaryoya olan katkılarıyla Oscar ödülüne kavuşan Nat Faxon ve Jim Rash ikilisi ilk kez The Way Way Back için kamera arkasına geçti. Hatta Rash’i Community’deki Dekan Pelton karakterinden de tanıyanlar vardır. The Descendants’ın senaryosunda “büyüme” sorunsalını Shailene Woodley’nin karakterine biçen ikili, hepimizin farklı şekillerle mağduru olduğu ergenlik dönemine boşlukları doldurulmuş ve hazmı kolaylaştırılmış yeni bir üslupla yaklaşıyor bu filmde. Liam James tarafından canlandırılan Duncan karakteri, annesinin yeni erkek arkadaşını gözle görülebilir sebeplerden dolayı hiç sevmemektedir. Fakat bir türlü bu konuda hayattaki tek dayanağı olan annesinin desteğini alamaz. Evden çeşitli sebeplerle kaçıp nefes almaya çalışırken kendini Walter Wizz ismindeki su parkının çalışanları arasında bulur. Ve hayatındaki baba figürü, hep yanlış modellerle doldurulmaya çalışılmış o koca boşluk Sam Rockwell’in can verdiği Owen sayesinde yeni bir anlam kazanır. Teknik yönlerinden çok performansların öne çıktığı The Way Way Back, son yılların en iyi büyüme hikayelerinden birini anlatıyor olmasa da en uyumlu kadroyu sunuyor huzurlarımıza. Filmin finalini ve sığ anne karakterini görmezden gelirseniz The Way Way Back’in samimiyetinden tatmin olmanız kesinlikle mümkün. Özellikle herkesin sahip olmak isteyeceği baba / ağabey / arkadaşı canlandıran Sam Rockwell’in adını tekrar tekrar anmak şart.

Umur Çağın Taş (Oscar Boy)

Yıldız Tablomuz

yıldız

Yazıyı Paylaş